Ana Menü

Zeynep İşman

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style söyleşi🔝

D’She Kadını Sevgili Zeynep İşman’a sorduk;

Mutlu bir çocuk yetiştirmek için sizce ebevenylerin öncelikleri neler olmalı?

“Mutlu bir çocuk yetiştirmek” kaygısını bırakmaları!

Hayat mutluluklar ve mutsuzluklardan oluşan bir bütün. Bu gerçekliği biz yaşasak da, ebeveyn şapkasını takınca, çocuklar hep mutlu olsun istiyoruz. Halbuki sürekli mutluluk diye bir şey yok. Elbette çocuklarımızın maksimumda, hayattan doyum alan, tatmin olan, sağlıklı, verimli, keyifli bir yaşam sürmeleri en büyük dileğimiz. Bence bunun için yapabileceğimiz tek şey, kendimize iyi bakmak! Çünkü kendinin, yaşadığı hayatın farkında olan, acısıyla-tatlısıyla yaşama kucak açan, mükemmel olmaya çalışmadan, şefkatle kendine ve çocuğuna kucak açabilen ve elinden gelenin en iyisini yapan bir ebeveyn, çocuğunun mutluluğuna katkı sağlayabilir.

Bir çocuğun özgüven kazanması adına anne ve babaların hangi davranış biçimlerinden kaçınmaları gerekir?

Özgüvenli insan, kimliğinin farkında olup, bununla barışık olan ve kendini ifade etmekten rahatsızlık duymayan insandır. Özgüvenli çocuk, yanında anne-babası yokken de kendini güçlü hisseder ve hayata katılımda aktiftir. Çocuğun bunu kazanabilmesi için de, küçüklükten itibaren bir birey yerine konulup, kendini ifade etmesine izin verilmesi gerekir. Kaç yaşında olursa olsun, fikirlerine önem vermek, çocuğumuzu dinlemek, problemler karşısında çözüm önerileri getirmesine olanak vermek bu yolda atacağımız en önemli adımlar diye düşünüyorum. Bu sayede çocuk kendine güvenmeyi ve saygı duymayı öğrenir. Kendine saygı duyan, başkalarına da saygı duyar.

Ebevenylerin çocuklarının üzerinde uyguladığı ödül-ceza sistemi ile psikolojik ve hatta fiziksel şiddet çocuğu hangi yönlerden olumsuz etkiliyor?

Anne baba olmanın yaptırım gücüne sahip bir otorite olma fikrinin yerine hangi bilinci koymalarını tavsiye edersiniz?

Ödül ve cezanın ve şiddetin uzun vadede hiçbir işe yaramadığını artık pek çok kişi biliyor. Çocukları korkutarak, şiddet uygulayarak ya da ödüllerle, cezalarla bir yere kadar söz dinletebiliriz ancak korku kültürü ile bir yere varılmaz. Pek çok aileden dinliyorum; tabletleri, telefonları yasaklamanın, odalara kilitlemenin hiçbir işe yaramadığını ve özellikle ergenlikle birlikte çocuğu daha agresif bir hale getirdiğini.

Çocuğumuzla ilişkimizde ne esnek ne de otoriter, sevgi dilinin hakim olduğu, adil bir ilişki kurmalıyız. Elbette ebeveyniyiz, arkadaşı değil. Ancak sağlıklı disiplin ve açık iletişim ile kurulan otorite de en doğrusu…

Çocuklarda var olan yetenekleri keşfetmek ve geliştirmek için annelere nasıl bir yol izlemelerini tavsiye edersiniz?

Erken çocukluk döneminde çocukları rahat bırakmalarını tavsiye ediyorum. Günümüzde anne-babalar çok aceleci. Çocukları hemen ve her şeyi yapsın istiyorlar. Ancak erken çocuklukta en önemli aktivite oyundur. Herhangi bir alandaki yetenek bile önce oyunla açığa çıkar ve gelişir. Elbette ortam uygunsa ve çocuk talepkarsa müzik, sanat gibi alanlara yönlendirilebilir. Ancak doğal olmak kaydı ile… 6 yaş sonrası ise çocuğun ilgili olduğu alanı gözlemleyip, buna yönlendirebilirler.

Bir de çocukları tanımak gerekiyor. Gerçekten benim çocuğum kim? Nasıl bir mizaca sahip? Hangi ortamlarda mutlu oluyor? Nerelerde zorlanıyor? Neden? Nelere ilgisi var? Tüm bu soruları gerçek bir merakla, zorlamadan, yargısızca, eleştirmeden sormak önemli..

Çoğu çocuk için teknolojiden uzak durmak neredeyse imkansız. Teknoloji ile geçirilen zaman nasıl dengelenebilir? Tehlikeli boyutlara ulaşması hangi belirtiler ile kendini gösterir?

Teknoloji artık hayatımızın vazgeçilmesi. Dijital bir çağdayız. Artık dijital zekadan ve dijital kimliklerden bahsediyoruz. Dolayısıyla bunu inkar etmemiz, yok saymamız, yasaklamamız mümkün değil. Bu şekilde bir yere varamayız. Ancak çocuğumuzla küçüklükten itibaren sağlıklı dialog kurarak ve sağlıklı sınırlarla, teknoloji karşısında köle olmak yerine efendi olmayı öğretebiliriz. Hangi yaşta, ne kadar teknoloji kullanımı konusunda etrafta fazlasıyla bilgi var. Ben böyle keskin reçeteler vermeyi sevmiyorum.

Elbette özellikle ilk 2 yıl ekrandan uzak tutmayı savunuyoruz. 3 yaş sonrası da günlük çok kısa sürelerle geçişler yapmak olabilir. Ancak o dönem çocuğa tablet verdik diye de dünyanın sonu gelmiyor. Dengeyi sağlamak için çocukla zaman geçirmek, oyun ve iletişim ihtiyacını karşılamak, sosyalleşmesine fırsat tanımak gerekiyor. Ve tabiki boş zaman da yaratmak gerekli. Şimdiki çocuklar boş zaman nedir bilmiyor. Halbuki beynimiz en çok boşta kaldığında yaratıcı olabiliyor.

Eğer çocuğumuz tablet ya da telefonundan ayrılamıyorsa, hiçbir şekilde otokontrolü yoksa, kapatamıyorsa, ekrandan uzak kaldığı zamanlar sosyalleşmede güçlük yaşıyorsa, dersleri ya da sosyal ilişkilerinde bozulmalar başladıysa, iştahında ya da kilosunda farklılaşmalar varsa, tehlike çanları çalıyor demektir.

Çocuklarda sorumluluk bilinci yalnızca ders çalışması, odasını toplaması ya da düzenli uyku alışkanlığı kazanması gibi düşünülse de, aslında iyi bir insan olmak için bir takım değer yargılarına da sahip olması gerekiyor. Örneğin; dürüst, hakkaniyetli, adaletli, iyi kalpli bir çocuk yetiştirmek için neler tavsiye edersiniz?

Bence sorumluluk yatak toplamakla, tabak kaldırmakla gelişmiyor. Çünkü genelde bu tip eylemler ebeveynin baskı ve zorlaması ile yapılıyor ve o zaman da gerçek sorumluluk olmuyor. Çocuğum nelerden hoşlandığının, zevklerinin, yeteneklerinin sevip/sevmediklerinin farkında mı?

Örneğin ödevini zamanında yapmadığında gerçekten bunun sorumluluğunu alıyor mu? Yoksa öğretmeni ya da ebeveyninden korktuğu için mi yapıyor? Veya dediğiniz gibi değer sistemi… Değerler bizi biz yapan yapı taşları. İçimizde olmayan bir değeri çocuğa da veremeyiz. Dürüst değilsek, dürüst bir çocuk yetiştirmekten bahsedemeyiz.

Çocukların para ile olan ilişkisini aileler nasıl yönetebilir? Müsrif olma ile tutumluluk arasındaki denge nasıl sağlanmalı?

Burada yine ailenin dönüp kendi kültürüne bakması doğru olan. Anne-babanın para ile ilişkisi nasıl? Parayı nasıl kullanacağını da bizden öğreniyor çocuklar. Bunun dışında harçlık sistemini öğretmek işe yarayabilir. İlkokul çağındaki çocuklar için, haftalık olarak, ailenin bütçesine göre, uygun harçlık verilmeye başlanabilir. Ve çocuğun harçlığını kendi kullanması ve bittiği takdirde bir sonraki haftayı beklemesi gerektiği öğretilebilir. Bir diğer kritik konu ise ihtiyaçların ve isteklerin birbirinden ayrılması. İhtiyaçlar her zaman dikkate alınmalı ama istekler duruma göre bekleyebilir.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı