Zehirli Kimyasallardan Korunmanın Yolları

348

D’She Style sağlıklı yaşam🔝

Çevre kirliliği, işlenmiş gıdalar, ağır metaller, alerjenler, pestisitler, ilaçlar, kişisel bakım ve ev temizlik ürünleri gibi toksik maddelerin sürekli etkisi altındayız.

Sudaki klor, ağır metaller ve gıdalardaki katkı maddeleri, plastikler, kanser ve kronik hastalıkların riskini artırıyor. Plastik malzemelerdeki hormon benzeri etki yapan kimyasallar vücudun hormon sistemini olumsuz etkiliyor. Ev temizliği ve kişisel bakım ürünleri yüzünden ise cildimiz risk altında kalmakta. Kullandığımız bütün losyonlar, kremler ve bakım ürünleri, temas ettiğimiz temizlik malzemeleri doğrudan emilerek vücudumuza çok sayıda kimyasal maddenin girmesine neden oluyor. Bu gibi ürünlerin içerisinde fenoksietanol, parabenler ve formaldehid gibi tehlikeli toksinler bulunabilmekte.

Bütün bu faktörleri bir araya getirdiğimizde vücudumuzun doğal detoks kapasitesinde aşırı bir yüklenme olması şaşırtıcı değil. Normalde vücudumuz kendini sürekli olarak mükemmel biçimde detoksifiye eder. Bu işlem yedi gün yirmi dört saat devam eden bir süreçtir. Kalın bağırsaklar, lenf sistemi, karaciğer, akciğerler, böbrekler, cilt — bu organların tümü atıkları vücuttan çıkarmak için tasarlanmıştır.

Ancak maruz kaldığımız toksik maddeler yüzünden vücudumuz kendi kendini temizlemekte zorlanmakta.

Toksik Yüklenme Belirtileri farklı biçimlerde kendini gösterse de sıklıkla şöyle sıralanıyor;

1 – Zihin Bulanıklığı: Toksinlerin en çok etkilediği organların başında beynimiz gelir. Zihin açıklığı ve beyin fonksiyonları toksinlerden etkilenir. Bunun sonucunda net düşünememe, odaklanma güçlüğü, motivasyon eksikliği, düşünce bulanıklığı, unutkanlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Beyinde nörokimyasal faaliyetlerden sorumlu olan nörotransmiterler sindirim sisteminde yapılır. Bağırsaklarda zararlı bakterilerin üremesi, bağırsakların toksik maddeleri sızdırarak bunların kan akımına karışması gibi olaylar beyin çalışmasını etkiler. Nitekim yakın zamanda depresyon ve otizm gibi birçok beyin rahatsızlığının altında sindirimle ilgili bozuklukların bulunduğuna ilişkin kanıtlar artmaktadır.

2 – Yorgunluk: Aşırı yüklenen detoksifikasyon sisteminin bir diğer sık uyarı işareti yorgunluk, kas ve eklem ağrılarıdır. Genel bir halsizlik, enerji eksikliğinden şiddetli ağrı ve kronik yorgunluk sendromuna kadar değişen bir tablo görülebilir. Küflerden kaynaklanan mikotoksinlerin kronik yorgunluk vakalarının yüzde 90’ından sorumlu olduğu bulunmuştur.

3 – Vücut Kokusu: Toksin birikiminin nahoş yan etkilerinden biri vücut kokularında artış olmasıdır. Özellikle karaciğerin toksinleri temizlemede yetersiz kalması durumunda vücut kokusu, dışkı kokusu ve nefes kokusu bunu belli edebilir. Vücuttan toksinlerin başlıca atılma yolu bağırsaklar, idrar ve terdir. Bu atılma yollarında aksama olduğunda veya detoks sistemleri düzgün çalışmadığında vücut salgılarında ve atıklarda asidik bir koku alınır. Karaciğerin detoks ihtiyacını gösteren bir diğer belirti dilin üzerinde paslı bir tabakanın olmasıdır. Çok fazla kırmızı et yenilmesi sindirim kanalında bakterilerin çürüme faaliyetinin artmasına bağlı olarak nefes kokusu, vücut kokusu ve kötü kokulu dışkıya neden olabilir.

4 – Kimyasal Duyarlılık: Modern dünyada hızla artmaktadır. Çoklu kimyasal duyarlılık [multiple chemical sensitivity] (MCS) adı verilen bu rahatsızlık tablosunun sebebi vücutta toksin birikimidir. Bir kimyasal toksine karşı meydana gelen tepkiler aslında vücudumuzun “artık yeter” demesidir.

Ağır metaller, egzoz gazları, pestisitler, sigara dumanı, sentetik parfümler ve oda kokuları gibi ürünler zararlı toksin kaynaklarının sadece birkaçıdır. Bunlar aynı zamanda her üç kişiden birinin duyarlı olduğu kimyasallar içerir. Çamaşır deterjanları, el sabunları ve şampuanlar gibi bakım ürünlerinin içerdiği kimyasal maddeler gerçek birer sağlık riskidir. Maalesef bunların çoğu güvenlik testine tabi tutulmamaktadır.

Yukarıda sayılanlar dışında sık görülen diğer toksik yüklenme belirtileri arasında şunlar sayılabilir:

  • Şişkinlik ve gaz
  • Cilt sorunları ve akne
  • Uyku sorunları
  • Aşırı tatlı tüketme isteği
  • Sinüs rahatsızlıkları
  • Baş ağrısı
  • Kabızlık veya diyare
  • Göz altında mor renkli torbalar
  • Adet problemleri

Kuşkusuz bu belirtiler pek çok başka hastalığa bağlı olabileceğinden, ayırıcı tanı için toksik yüklenmeyi gösterebilecek ağır metal testleri, gıda duyarlılığı ve intoleransları, toksisite panelleri gibi ilgili laboraturar testlerinin yapılması yardımcı olacaktır.

Toksik maddelerden olabildiğince korunmak için neler yapabiliriz?

1- Kırışık giderici kremler ve losyonlar kullanmayı bırakın. Mimik çizgilerinizi yok etmekten vazgeçmek ile ömür boyu PFC riskinden korunmuş olursunuz.

2- Organik pamuktan pijama ve yatak satın alarak vücudunuzun günün en az üçte biri için güvenli ve doğal bir malzemeyle temas ettiğinden emin olun.

3- Burnunuzu kokulara karşı eğitin ve koku alma duyunuza güvenin. Tüm duyularınız arasında, koku alma duyusu dış dünyayla beyniniz arasında doğrudan bağlantıyı kurar.

4- Statik elektriği azaltmak ve çamaşırları yumuşatmak için çamaşır makinesinde yumuşatıcı yerine yarım bardak beyaz sirke kullanın.

5- Kuru temizlemeden gelen giysilerinizi en az iki gün boyunca, asla bir dolap veya yatak odasında olmak üzere kapalı yerde bırakmayın, hava alacak şekilde bekletin.

6- Çarşaflarınızı yıkarken, pencerelerinizi açın ve gün boyunca havalanmasını sağlamak için yatağınızı açıkta bırakın.

7- Kullanılmadıkları zaman elektronik aletlerinizi ve cihazlarınızı prizden çıkarın.

8- Beyaz ve mavi ışıktan daha az rahatsız edici olan kırmızı ışıkla aydınlatılmış gece lambaları, alarmlı saatler ve diğer yatak odası elektroniği satın alın.

9- Yaşam alanınıza temiz hava girebilmesi için sık sık pencerelerinizi açın. Dışarıdaki hava emin olun ki daha temiz.

10- Tüm gün cildinize sürdüğünüz ürünleri – nemlendiriciler gibi – daha doğal, koruyucu içermeyen alternatiflerle değiştirerek parabenleri, ftalatları ve formaldehit gibi toksik koruyucuları azaltın.

11- Sprey şeklinde olmayan alternatifleri bulunan aerosol ürünlerden kaçının. Aerosol kullanmanız gerekiyorsa, bir pencere açın ve banyo fanınızı çalıştırın. Bu tür ürünleri yatmadan önce temizlemek yerine eve gelir gelmez yüzünüzden çıkarın. Her gün birkaç ek kimyasalsız saat, ömrünüze altı yıldan fazla temiz yıl ekler.

12- Klimaları çok gerekmedikçe kullanmayın.

13- Civaya maruz kaldıysanız, detoksifikasyon işlemine yardımcı olmak için N-asetil-L-sistein (NAC) ve alfa lipoik asit içeren bir takviye almak üzere bir uzmana danışın.

14- Bağışıklık sisteminiz için probiyotik takviyesi içeren faydalı bakterileri kullanın.

15-Triklosan içeren diş macunları kullanmaktan kaçının.

16- Mikroplardan arınmak için ellerinizi düzenli olarak sabun ve suyla yıkayın.

17- İyi bir antioksidan koruma kullanmaya, tamamlayıcı B vitaminleri, omega-3 yağ asitleri ve CoQ10 ile başlayın.

18- Her sabah güne taze limonu (şekersiz) arıtılmış suya sıkarak bir bardak alkalize limon suyu ile başlayın.

19- Sofra tuzunuzda, alkali komplekslerin karışımını içeren doğal deniz tuzunu tercih edin. Yemeklerinizi lezzetlendirmek için baharat kullanın.

20- Mikrodalga çalışır haldeyken aranızda en az on metre öne veya beş metre yana – mesafe koruduğunuzdan emin olun.

21- PTFE kaplı bir tava kullanmanız gerekiyorsa, ocağınızın ısısını orta veya alçakta tutun. Ayrıca, asla boş bir tavayı önceden ısıtmayın.

22- Plastik kapların LDPE bazlı plastik olduğundan emin olun ve ne tür olduğuna bakılmaksızın, mikrodalgada asla kullanmayın.

23- Pamuk gibi doğal malzemelerden yapılmış tekrar kullanılabilir alışveriş çantaları satın alın.

24- Sudaki kimyasalların etkisini azaltmak için aktif karbon filtreli bir sürahi kullanın.

25- Yemediğiniz ve içmediğiniz ürünlerle temizlik yapıyorsanız, mutlaka eldiven giyin!

26- Aerosol oda spreyi kullanmak yerine, odanızı gerçek narenciye kokusu ile buğulayın. Bir şişe suya birkaç damla portakal, limon veya limon esansiyel yağı dökün.

27- Evde veya işte normal, kablolu bir telefon kullanın. Günlük RF maruziyetinizin yüzde 20’sini bile kesmek doğru yönde atılacak bir adımdır.

28- Uygun alanlarda Ethernet bağlantı noktalarınız varsa, eski moda kabloları kullanarak Internet’e erişebilirsiniz.

29- Aracınızın klimasını veya ısıtıcısını tekrar sirkülasyonlu havaya ayarlamayın. Kontrol panelinizde dış hava seçeneğini seçmek, aracın içinde dolaşan kirletici sayısını azaltacaktır.

30- Her gün güneşe çıkamıyorsanız, kışın veya yıl boyunca en az 2.000 IU (Uluslararası Birim) D vitamini takviyesi alın.

 

Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.