Ana Menü

Simin Bıçakçıoğlu

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style söyleşi🔝

D’She Kadını Sevgili Simin Bıçakçıoğlu’na sorduk;

Erkek egemen olduğu kanısı yaygın bir spor dalında üst üste kazandığınız şampiyonluklar ile kadınların sesi oldunuz ve gücünü ispatladınız. Sizi tebrik ediyoruz. Motor sporları ile nasıl tanıştınız?

Benim için de oldukça klasik bir başlangıç, çünkü herkes bir kadın olarak otomobil sporlarıyla nasıl tanıştığımı merak ediyor:) Haksız da sayılmazlar aslında… Küçüklüğümden beri arabalara karşı hep bir ilgim vardı. Ailem de ehliyet aldıktan sonra kendimi geliştirebilmem adına bana destek oldu ve beni yönlendirdiler. Ailemin desteği ve tutkuma saygı duymaları aslında bugüne kadar olan başarılarımın temelini oluşturuyor. Kendimi bu konuda çok şanslı hissediyorum. Motivasyonum yüksek bir halde bu spora giriş yaptığımı söylemeliyim.

Otomobil sporları kariyerime 18 yaşında Safari Motorsports’tan aldığım eğitim ile başladım ve 2008-2009 sezonlarında pist yarışlarına katıldım. 2010 sezonunda rallikros ve tırmanma yarışlarına katılarak tecrübemi arttırdım, 2011 sezonunda ise Neo Motorspor adına Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yarıştım. 2012 sezonunda Pegasus Racing adına Afşin Baydar co-pilotluğunda Fiat Punto S1600 ile yarışarak, Türkiye Ralli Kadın Pilotlar ve Sınıf 5 birinciliklerini elde ettim.

Türkiye’deki eğitim programları haricinde İtalya’da Vittorio Caneva Rally School ve Norveç’te John Haugland WinterRally School’da bir çok eğitime katıldım. Hala da fırsat buldukça ve gerekli olduğunu düşündüğüm zamanlarda ralli ile ilgili eğitimler almaya devam ediyorum.

Tam bir spor aşığı olduğumu söyleyebilirim. Şimdiye kadar binicilik, okçuluk, voleybol, tenis gibi birçok spor dalıyla uğraştım. En sonunda da ralliyi seçtim. Hala vakit buldukça at biniyorum ve tenis oynuyorum. Motor sporları ise içimdeki adrenalini dışa vuran bir dal oldu. 2012-2016 yılları arasında 5 kez üst üste Türkiye Ralli Şampiyonası Kadın Pilotlar Birinciliğini kazandım. 

Direksiyona ilk geçtiğim anda inanılmaz bir heyecan, adrenalin ve motivasyon hissettim. Adeta ilk defa otomobil kullanıyor gibi heyecanlıydım. Ama bu heyecan beni cesaretlendirdi. Daha sonra heyecanımın sebebinin ilk kez yarışmamdan kaynaklı olmadığını yarışa karşı olan tutkumdan kaynaklı olduğunu fark ettim. İlk gün yaşadığım heyecanı, direksiyonun başına her geçtiğimde hissediyorum. Tabi ki sadece yarış otomobillerinde… Bence en keyifli yanı hızın ve heyecanın en üst seviyelerde olması. Hızlı karar veriyor olmak, reflekslerinizi iyi kullanmanız aslında kişisel gelişimin de önemli bir parçası. Aynı zamanda bir iş kadını olduğum için hızlı karar vermek ve reflekslerimin gelişmesinden iş hayatımda da faydalanıyorum.

Sizce kadınların motor sporlarına yaklaşımı yurtdışına kıyasla ülkemizde hangi boyutta?

Ralli sporuyla birlikte bir nebze de olsa kadınların sesini duyurmak için elimden geleni yapıyorum. Erkek sporu olarak bilinen bir spor dalında, 5 kez üst üste Türkiye Ralli Şampiyonası Kadın Pilotlar Birinciliği’ni kazanmam aslında kadınların istediği zaman neler yapabildiğinin en büyük göstergesi. 

Bunun yanı sıra erkek yarışçılar arasında ikincilik ve üçüncülüklerim bulunuyor. Erkeklerin domine ettiği bir sporda kadın olarak başarılı olmak gurur verici. Ülkemizde ralli maalesef ki erkek sporu olarak görülüyor. Fakat kadın pilotların sayısı her geçen yıl artmakta. Yurt dışında da kadın sporcular azınlıkta ama yine de bizden daha iyi durumdalar diyebilirim. 

Sosyal medyadan yarışmak isteyen, ralli pilotu olmayı hedefleyen birçok kadından sorular alıyorum. Elimden geldiğince hepsini cevaplamaya çalışıyorum. Fakat yine de ilginin yeterince fazla olduğunu düşünmüyorum. İlgiyi artırmak için medyaya ve sponsorlara büyük sorumluluklar düşüyor.

Motor sporlarının bir kadın için avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Erkek egemen bir spor dalı olan ralli de kadın olmanın tek avantajı insanların size gıptayla bakışları ve “vay be” demeleri. Bir de başarılı bir kadınsanız, birçok kadına ilham olmak ve onlara güç veriyor olmak inanılmaz güzel hissettiriyor. Daha güçlü hissediyorsunuz.

Dezavantajları ise; erkeklere nazaran gerek fiziksel gerek kullanım açısından birçok zorlukla karşı karşıyayız. Motor sporları öncelikle güç isteyen bir spor yani fizik kondisyonunuzun çok iyi olması gerekiyor. Bu yüzden güçlü olmak adına çok fazla spor yapıyorum. Aradaki açığı kapatmaya çalışıyorum.

Erkeklerin çoğunlukta olduğu kimi meslekler ile spor dallarında kadınların da var olması ve başarı elde etmesi için, cesaret, güç, bilgi ve azim adına D’She Kadınlarına neler tavsiye edersiniz?

Hedefleri olan ve hedefine ulaşana kadar azimle çalışmaya devam eden biriyim. Çocukluğumdan beri hep meraklı ve cesurdum. Kolay kolay pes etmemenin ve disiplinli olmanın meyvelerini yemeye devam ediyorum. Bu da benim daha da başarılı olmamı sağlıyor. 

Ralliye yeni başlayacak kişilere tavsiyem; her spor dalında olduğu gibi çok çalışmak. Fiziken de güçlü olmalılar. İşiniz sadece hız gibi görünse de doğru zamanda doğru kararlar hızdan da önemli. Tüm bunların yanında belki de her şeyden önemlisi kendinize inanmanız, istemeniz, başarıyı hayal etmeniz… Gerisi geliyor çünkü.

Sporcu kimliğinizin gündelik hayatınıza yansımaları nelerdir? Çalışma temponuzdan, sağlıklı yaşam prensiplerinizden ve kendinize ayırdığınız zamanlarda motivasyonunuzu besleyen öğelerden bahseder misiniz?

Otomobil sporlarında başarılı olabilmeniz için güçlü bir bünyeye sahip olmanız gerekiyor. Yarışlarda çok efor sarf ediyoruz ve vücudun tekrar toparlanması için sağlıklı beslenmemiz gerekiyor. Dolayısıyla sadece antrenman zamanı değil her zaman beslenmeme dikkat ediyorum. Genelde karbonhidrat ve protein dengeli beslenmeye özen gösteriyorum. Herhangi bir öğünde karbonhidrat ve proteini birbirine karıştırmamaya çalışırım. Sebze ve meyve çok severim ama et, tavuk veya balığı da asla ihmal etmem. 

Vücudumuzun her türlü besine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yarıştığım dönemlerde biraz daha fazla karbohidrat tüketiyorum. Yarış antrenmanında yaklaşık 6 saatim geçiyor. Antrenman sırasında tüm takım benimle birlikte oluyor. 

Fitness antrenmanımda antrenörümleçalışıyorum. Hem normal fitness hem de yarış sırasında güçlü olması gereken boyun ve kol kaslarımı geliştirmeye yönelik çalışıyorum. Bu çerçevede haftanın 3 günü fitness, 2 günü de pilates yapıyorum. Ayrıca iyi bir yarış geçirdikten sonra bir sonraki yarışa motivasyonum yüksek hazırlanıyorum. 

Aktif olarak şu an her ne kadar yarışmasam da sporumu asla ihmal etmiyorum. Haftada en az 4 gün sporumu yapıyorum. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği(KAGİDER)’ne üyesiyim, bunun yanı sıra halen aktif olarak çalışmaya devam eden bir lojistik firmam var. 

Aynı zamanda aile şirketimde de pazarlama ve satıştan sorumlu olarak oldukça karmaşık görünen ama her yere yetişen bir iş kadınıyım diyebilirim. Tabii ki en büyük motivasyonum, bu zamana kadar başardıklarım ve başaramadığım zamanlarda da silkinip hemen ayağa kalkabilmem, benim en büyük gücüm bu bence. 

Bir diğer taraftandan da Sustenium isimli vitamin markasının reklam yüzü olarak ekranlardayız. 9 ay içinde çok sevilen ve karşılığı görülen bir vitamin olduğu için de oldukça mutluyum. Çünkü ben çalıştığım markalara sadece reklam yüzü olayım gözüyle değil de gerçekten işe yaradığını görmek ve insanlar tarafından takdir görmesi gözüyle bakıyorum. 

Tüm bunların yanı sıra her yıl olduğu gibi bu yılda farklı bir sosyal sorumluluk projesinin gönüllü elçisiyim. Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nın yürüttüğü Steptember projesiyle 4 Ekim’e kadar herkesi günde 10.000 adım atmaya ve https://event.steptember.org.tr/donate/onbehalfof?id=e0220dd6-605b-4249-aeb5-3db072cebc7a bu linkten takımıma bağış yapmaya davet ediyorum. Hedefimiz 1.000.000 TL toplayarak daha fazla Cerebral Palsy’liçocuğumuza hayat boyu ihtiyaç duyduğu eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinde destek olmak. 

Siz D’She Kadınları’nın da bu konuda duyarlı olduğunuzu biliyor ve destek vermenizden ötürü çok mutlu olacağımızı belirtmek istiyorum.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı