Ana Menü

Selin Bozkurt

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Kadını Sevgili Selin Bozkurt’a sorduk;

Kariyerinizdeki başarıların yanı sıra, sanatın hayatınızdaki önemli bir yeri bulunuyor. Bize sanata duyduğunuz ilgiyi ve sanatla bütünleşme hikayenizi anlatır mısınız?

Sanat benim hayatımda önemli bir yere sahip. Benim için bir yaşam biçimi diyebilirim. Picasso, “Sanatın amacı ruhumuzu gündelik hayatın tozlarından temizlemektir” demiş. Ben bir izleyici olarak bu sözü duyumsuyorum. Hem içinde olduğum dernek çalışmaları, genç sanatçılarla birlikte olmak, hem de profesyonel sanatçıların atölyelerinde onlarla birçok anı paylaşmak, fuarları takip etmek ve birçok sanat eleştirmeni ve sanat tarihçisiyle zaman geçirmek sanatı benim hayatımın içinde olmazsa olmazlar yerine koydu. Sanatın özel hayatımı ve iş hayatımı beslediğini düşünüyorum. Çünkü bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı. O yüzden de sanat benim hayatıma pek çok değer kattı, kendimi geliştirme imkanı sağladı.

İyilik İçin Sanat Derneği ne zaman kuruldu? Derneğin sanatı ve sanatçıları destekleyen projelerini anlatır mısınız?

Bir Rönesans geleneğinden ilham alarak başlayan yolculuğumuz sanatçıları atölyelerinde ziyarete dayanıyor. Bu yolculuk hoş bir tesadüfle Leonardo da Vinci’nin doğum gününe denk gelen 15 Nisan 2016 tarihinde ilk adımlarını atmaya başladı.

Türkiye’de sanat ortamının gelişimine katkıda bulunmak, markalar ve iş dünyası ile sanat dünyası arasında köprü oluşturmak, genç sanatçıların eğitimini destekleyecek projeler yaratmak, kamuya açık alanlarda sanatı desteklemek, uluslararası platformlarda Türkiye’nin sanatçılarıyla yer almasını sağlamak amaçlarıyla kurulan derneğimiz, yaklaşık iki yıldır çalışmalarını sanatçı dostları ve sanatseverler ile birlikte sürdürüyor.

İyilik İçin Sanat Derneği, kuruluşundan bu yana ülkemizin birçok önemli sanatçısının atölyesine konuk oldu, eserlerin doğduğu yerde sanatçıyla ilişkisini gözlemledi, sanatçıların ağzından hikâyelerini dinledi. Her hafta sanatçı atölyelerine gerçekleştirilen ziyaretlerle her kesimden pek çok sanatseveri bir araya getiren bir köprü oldu. Kuruluşumuzdan bu yana yapılan 140 atölye ziyareti sonucunda dernek üyeleri 6 milyon TL’lik sanat eseri alımında bulundular.

Atölye ziyaretlerinin yanı sıra birçok önemli sergiyi sanat danışmanlarıyla gezen, Türkiye’nin ve dünyanın önemli sanat fuarlarına katılan İyilik için Sanat Derneği, İstanbul’daki sanatla ilişkili olan mekânlarda sanatın görünürlüğünü artırmak, genç sanatçı adaylarına destek olmak amacıyla 4 serginin açılışını da gerçekleştirdi.

“İyilik İçin Sanat” felsefesiyle çıktığımız yolda “Anadolu’dan İzlenimler” projesini de hayata geçirdik. Türkiye’nin çeşitli şehirlerindeki güzel sanatlar fakültelerinde eğitimlerini sürdüren başarılı öğrencileri, geçtiğimiz yıl Eylül ayında İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği 15. İstanbul Bienali ile 12. Contemporary İstanbul’un gerçekleştirildiği, Türkiye’nin en önemli sanat haftasında İstanbul’da ağırlayarak, güncel sanat atmosferiyle tanışmalarına imkan sağladık. Öğrencilerimizin ziyaretlerinin ardından üretecekleri eserler, aynı zamanda projenin ismi olan “Anadolu’dan İzlenimler” adlı sergide sanatseverlere ulaştırılacak.

Pasajda Bir Yıl atölye çalışmalarına katılacak olan genç ve yetenekli sanatçıları nasıl belirliyorsunuz? Atölyenin bir yılı süren çalışmalarında süreç nasıl ilerliyor?

İyilik İçin Sanat Derneği, kuruluş amacı doğrultusunda Atölye|Pasaj Projesi’ni hayata geçirdi ve bu kapsamda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun genç sanatçı adaylarının katılımıyla 21 Kasım 2016 Pazartesi günü çalışmalarına başladı.

Atölye sürecimiz, Nedret Sekban’ın atölyesini ziyaret ettiğimizde başladı. Yaklaşık 2 yıl önce her hafta yeni bir atölye ziyaretine devam ederken öncelikle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olan Aslı Özok’u ziyaret etmiştik. Bu ziyaret esnasında biz sanatçıları tanımaya çalışırken, aslında sanatçı da bizleri tanıyor. Aslı Hanım’ın davetiyle önce Zürih’te, Solomon R. Guggenheim Müzesi ve Vakfı Direktörü Richard Armstrong’un da bulunduğu vakıf davetine katıldık. Toplam 50 kişilik buluşmada Türkiye’den sadece biz vardık. Buradaki ortamın etkisi ile genç sanatçıların yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla dernek olarak bizlerin de değerli bir proje üretmesi fikri netleşti. Yine Aslı Hanım’ın önerisi ile aynı üniversitede Resim Bölümü’nde atölye hocalığı yapan Prof. Nedret Sekban’ı ziyaret ettik. Nedret Bey bizleri tanımıyordu, ancak kendisi için kıymetli bir sanatçı tarafından referansla ziyaret etmemiz önemli oldu. Her buluşmada olduğu gibi sanatçıya hedefini, gerçekleştirmek istediği hayalini sorduğumuzda, Prof. Sekban’ın emekli olduğunda genç sanatçılar için bir atölye açmak istediğini, sanat üretimi olmayan gençlere bu imkanı vermek istediğini öğrendik. Fikir bizim arzu ettiğimiz projeye çok uygundu. Hızlıca hayata geçirmeye karar verdik ve yönetim kurulumuzla beraber aynı hafta içerisinde sanatçının bitişiğindeki atölyeyi tuttuk ve tüm hazırlıklarını tamamladık. Nedret Bey böyle bir hız beklemiyordu. 1 ay içerisinde genç sanatçı adaylarımız belirlendi, atölyede çalışmalarına başladılar. Türkiye’de böyle bir oluşum daha önce yapılmamış. Türk sanatı için çok kıymetli bir gelişme olduğunu Prof. Nedret Sekban ve uluslararası sanatçı Aslı Özok’tan öğrenmemiz, bizleri daha da motive etti.

Atölye I Pasaj ile genç sanatçı adaylarımız yıl boyunca belirlenen sistem çerçevesinde atölyeyi kullanmaya, eserlerini üretmeye başladılar. Her yıl 10 kişiye bu hakkı vermeye karar verdik, süreçler geliştikçe 6 kişi bitirmeye hak kazandı. Sanat üretimi imkanları, yol ve yemek desteğinin yanı sıra çok önemli bir kazanım olduğunu düşündüğümüz İngilizce eğitimlerine de programda yer verdik. Çünkü kendisini uluslararası platformlarda ifade etmeleri ve uluslararası sanat ortamlarını izlemeleri bizler için önemliydi. Bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesiydi bu. Çünkü sanatçı evrensel olmalı, dünya ile ilişki kurabilmeli. Genç sanatçılarımız sergi sonrasında dünyadaki sanat ortamlarını deneyimlemeleri amacıyla dünyanın en önemli sanat fuarı Art Basel için oluşturulan sanat programına katılacaklar.

Atölye|Pasaj fikri kapsamında gerçekleşen Pasajda Bir Yıl sergisi kolektif bir çalışmayı ve özveriyi temsil ediyor. İyi derecelerle mezun olmuş, yetenekli genç sanatçılar Cansu Kahraman, Elif Aydemir, Elifko, Hatitze Achmet, Mehmet Ali Dinçer ve Tünay Tunç canla başla çalışıp sergi hazırlıklarını tamamladılar. Bu 6 genç insanın kendi dinamikleriyle hazırladıkları eserler, İyilik İçin Sanat Derneği desteğiyle somutlaşma imkanı buldu. Çok güzel işler çıkardılar, biz devamlı yanlarında olduk.

Genç sanatçılarımızı ayrıca yıl boyunca yalnız bırakmadık, bir araya gelmeye, kendilerindeki gelişmeyi görmeye özen gösterdik. Eserlerini yorumlayıp ve öneriler de bulunduk. Ayrıca genç sanatçılar yıl boyunca İyilik İçin Sanat Derneği’nin atölye buluşmalarına da eşlik etti. Sanatçılarla tanışıp, farklı başarı hikayeleri dinlediler. Bu ziyaretlerin gelişimlerinde büyük etkisi oldu. 1 yılı dolu bir programla tamamlayan genç sanatçılarımız için şimdi kapsamlı bir sergi düzenliyoruz. Atölye|Pasaj Projesi’nin ilk grup genç sanatçıları, bir yıllık sanat çalışmalarını tamamladı, eserler Pasajda Bir Yıl isimli sergi ile 26 Nisan tarihine kadar GaleriDeniz’de sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Bir taraftan ara vermeden ikinci dönem için de genç sanatçı adaylarımız seçildi. Çalışmalarına yine aynı hızla başladılar.

Ülkemizde sanat eserlerine, sergilere ve müzelere olan ilgi sizce hangi boyutta? Sanatın ve sanatçının hak ettiği değeri elde edebilmesi ve kültürel gelişimin sağlanabilmesi için gerek sanatını ortaya koyanların, gerekse sanatseverlerin neler yapmaları gerekir?

Türkiye de sanat algısının ve ilgisinin artmasından dolayı çok umutluyum. Çünkü biz genç sanatçılara gönülden destek veriyoruz. Ben isterim ki, buradaki koleksiyonerlerin Türk sanatçılarını yurt dışında da desteklemeleridir. Çünkü yurt dışında başarılar kazanmış Türk sanatçılarına baktığımız zaman arkalarında hep yabancı kuruluşların ve kişilerin desteklerini görüyoruz. Zamanında farklı bir algı olmuş olabilir ama şu an genç, bilgili, dünyayı takip eden uluslararası koleksiyona sahip sanat kuruluşları ve koleksiyonerler var. Bir ülkenin ne kadar uluslararası sanatçısı ve etkinliği olursa o ülkenin yurtdışında kendi kültürü ile tanınması koleksiyonerini ve ülkesini yüceltir. Bu durumda hepimize iş düşüyor.

Sanatın hayatımızda daha büyük bir yere sahip olması için D’She kadınlarına neler tavsiye edersiniz?

Sanatın hayatı dinginleştiren ve güzelleştiren bir yanı olduğuna inanıyorum. D’She kadınlarının kendine özel bakış açılarını oluşturmaları, ruhlarını beslemeleri için sanatı özel bir yerde konumlandırmak yerine hayatlarının içine, rutin akışa yerleştirmeleri dünyaya bu gözle bakmalarını sağlayacaktır. Yeter ki İlgi duyup, takip etsinler.

Daha iyi bir yaşam tarzına sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı