Ana Menü

Nedenleri ve Belirtileri İle Yeme Bozukluğu

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style sağlıklı yaşam🔝

Yeme bozukluklarının temeli psikolojik nedenlere dayanıyor. Sadece birkaç kilo fazlası olduğu halde aşırı kilolu olduğunu düşünen, sürekli tartılan, aynada vücudunu inceleyen ve daima kusurlu yanları olduğuna inanan bireylerin sayısı ne yazık ki azımsanmayacak boyutta.

Giderek artan sosyal medya etkisi, ince bedenin idealize edilmesi, sürekli yenilenen beslenme trendleri yeme bozukluklarının artmasına neden olan etkenlerden bazıları. Abartılı beslenmek ve hemen ardından şok diyetler ve egzersizler ile kilo vermeye çalışmak, hiç yemek yememek ya da kısıtlı beslenmek, nefes almadan yemek yemek ve yoğun pişmanlık duygusu ile yiyeceklerden bir takım yöntemlerle kurtulmaya çalışmak, gece yemek yemek gibi semptomları olan yeme bozuklukları aslında bireylerin hayatını kabusa çeviriyor.

Yeme bozuklukları duygu durumu ile bağlantılı olarak gelişiyor. Kendi bedeni ile barışık olma ya da olmama durumu tamamen özgüven ve değer bilinci ile örtüşüyor. Kendi değerini belirlerken dış görüşünü odak noktası yapan bireyler için kilo vermek eşittir iyi, yeterli, güzel biri olmak; kilo verememek/almak eşittir beceriksiz, yetersiz, değersiz biri olmak anlamına geliyor. Kendini değerlendirmede diğer kişilik özellikleri, yetenekler, başarılar, özellikler değerlendirmeye alınmıyor ve sadece kilo kriter olarak belirgin bir rol oynuyor.

Yeme bozuklukları fiziksel ve ruhsal anlamda ciddi sorunlara neden olan bir duygu durum bozukluğu. Toplum tarafından dışlanmaktan, ‘Şişman’ olarak etiketlenmekten, reddedilmekten korkan bireyler içsel dünyalarında yoğun baskıya maruz kalmaktalar. Anormal derecede düşük vücut ağırlığı, yoğun kilo alma korkusu ve çarpık ağırlık algısı ile karakterize olan yeme bozuklukları, aslında yemek yemekle ilgili olmayan ve duygusal problemlerle başa çıkmak için seçilen oldukça sağlıksız ve kimi zaman yaşamı tehdit edici bir yol.

Birkaç farklı biçimde karşımıza çıkan yeme bozuklukları;

Kendini aç bırakmak, kontrolsüzce yemek yemek, yediklerini kusmak, diüretik-laksatif ilaçlar kullanmak, gece saatlerinde yemek yemek olarak sıralanıyor.

Kilo alımını önlemek veya kilo vermeye devam etmek için, yeme bozukluğuna sahip insanlar genellikle yedikleri besin miktarını ciddi şekilde kısıtlar. Yemek yedikten sonra kusarak veya müshil, diyet yardımcıları, diüretikler veya lavmanları yanlış kullanarak kalori alımını kontrol etmek isterler. Ayrıca aşırı egzersiz yaparak kilo vermeye çalışabilirler. Ne kadar kilo kaybedilmiş olursa olsun, kişi kilo almaktan korkmaya devam eder. Aynada gördüğü beden hiçbir zaman istediği inceliğe sahip değildir. Yeme bozukluklarının duygusal bakımdan belirtileri; halka açık yerlerde yemek yememek, ne kadar yediği hakkında dürüst davranmamak, suçluluk duygusu, değersizlik, kendi kendini yargılama, aşağılama, cezalandırma olup, bütün bunların özgüven eksikliği ile örtüşmesi, çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde yaşanmış bir travmaya bağlı olabilir. Kilo takıntısı ve bedenden duyulan memnuniyetsizlik ciddi boyutlara ulaşabilir ve hayatı kabusa çevirebilir. Yeme bozukluklarında bir uzman desteği almak, kendi değerinin farkına varmak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, hayatı kolaylaştıran yöntemler olacaktır.

Yeme bozukluklarının fiziksel belirtileri arasında; yorgunluk, uykusuzluk, baş dönmesi veya bayılma, baş ağrısı, saç dökülmesi ya da incelmesi, cilt kuruluğu ve pul pul dökülmesi, düşük kan basıncı, soğuk intoleransı, kabızlık ve karın ağrısı bulunur. Yoğun egzersiz yapmak, müshil, lavman, diyet yardımcıları veya bitkisel ürünleri kullanarak yiyeceklerden kurtulmaya çalışmak, sıklıkla diyet yapmak, aç kalmak ve bunların yanı sıra kendinden başkaları için detaylı yemekler yapmak, sık sık öğün atlamak, yemek yemeyi reddetmek, yalnızca az miktarda ve güvenli olduğuna inanılan yiyeceklerle beslenmek, yemek yedikten sonra hissedilen yoğun suçluluk duygusu ile kusmak yeme bozukluklarının bariz belirtileri arasındadır. Ne yazık ki, yeme bozukluğu olan bireyler bu durumun varlığı reddetme yoluna giderler. İnce kalma istekleri, sağlıklarıyla ilgili endişelerini geçersiz kılar.

Yeme bozukluklarına sahip bireyler mükemmeliyetçiliğe, duyarlılığa ve takdir edilmeye yönelik bir eğilime sahip olabilirler. Benzer şekilde sıkı diyetlere sadık kalmayı ve aç olmasına rağmen yemek yememeyi kolaylaştıran obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olabilir ve mükemmeliyetçilik için aşırı bir güce sahip olabilirler ve bu da asla yeterince zayıf olmadıklarını düşünmelerine neden olur. Ayrıca yüksek düzeyde kaygı duyuyor olabilir ve kaygıyı azaltmak için kendilerini kısıtlayıcı yiyeceklerle yetiniyor olabilirler. Öfke, üzüntü veya korku gibi negatif duygularını anlatmada zorlanmak, kontrollü olma ihtiyacı ve yüksek beklentiler içinde olmak diğer kişilik özellikleri arasında bulunmaktadır.

Modern Batı kültürünün inceliği vurgulaması, başarı ve değer faktörünün genellikle zayıf olmakla eşit olduğu fikri, özellikle genç kızlar arasında yaşanan akran baskısı ince olma arzusunu arttırabilir. Yeme bozuklukları genele bakılacak olursa kadınlarda daha sık görülür. Bununla birlikte, gençler arasında daha yaygındır. Ergenlik döneminde vücutlarında yaşanan tüm değişiklikler nedeniyle gençler daha fazla risk altında olabilir.

Diyet, yeme bozukluğu için risk faktörüdür ve yeme bozukluklarının belirtilerinin çoğunun aslında açlık belirtileri olduğuna dair güçlü kanıtlar vardır. Açlık beyni etkiler ve duygu durum değişikliklerini, düşünmedeki gerginliği, kaygıyı ve iştahtaki azalmayı etkiler. Açlık ve kilo kaybı beynin çalışma şeklini değiştirebilir; bu da kısıtlayıcı yeme davranışlarını sürdürebilir ve normal beslenme alışkanlıklarına geri dönmeyi zorlaştırabilir. İşte bu sebeplerden ötürü yeme bozuklukları mutlaka bir uzman tarafından tedavi edilmelidir. Zira, yeme bozuklukları tedavi edilmediğinde, anemi, anormal kalp ritmleri veya kalp yetmezliği gibi kalp sorunları, kemik kaybı (osteoporoz), kırık riski, kas kaybı, adet döngüsünün bozulması, kabızlık, şişkinlik veya bulantı gibi mide-bağırsak sorunları, kandaki düşük potasyum, sodyum ve klorür gibi elektrolit anormallikleri, böbrek sorunları gibi ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir.

Yeme bozukluğu olan bireylerin öncelikle bu durumu kabul etmesi, yemek yemeyi yada yememeyi tetikleyen duyguları keşfetmesi ve bunların temeline inmesi; duygusal yeme bozukluklarının önüne geçebilmenin tek yolu. Elbette kendinizde ya da sevdiğiniz birisinde yeme bozukluğu varsa, bu durumla başa çıkmak uzun bir zaman alabilir, eski kötü alışkanlıklara dönmek ve gerilemeler yaşamak olasıdır. Probleminizi kendi başınıza çözmeye çalışmamanızı ve muhakkak bir uzmandan destek almanızı tavsiye ederiz.

Kendinize olan sevginizi göstermenin, değerli olduğunuzu hissetmenin tek yolu, yemek yemekten geçmiyor. Sevilmediğinizi düşünüyorsanız, önce kendinizle barışmalı ve çözümün yemekten geçmediğinin fark etmelisiniz.

Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.

 

 

 

Yukarı