Ana Menü

Merve İpek Öztürk

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style tavsiye eder🔝

D’She Kadını Sevgili Merve İpek Öztürk’e @melinasmom sorduk;

Anne olmaya karar vermenizle birlikte yaşamış olduğunuz tüp bebek tedavisi ve hamilelik sürecinizden bahseder misiniz?

Evlendikten sonra tam anlamıyla bir aile olmanın sırasının geldiğini hissettiğim noktada çocuk sahibi olmaya karar verdim. Hep bir kız çocuğumun olmasını istiyordum fakat bu hayalime kavuşmam beklediğim kadar kolay olmayacaktı. Bu isteğim; zamanla kıymetli bir hikayeye dönüşecek zorlu bir sürecin başlangıcı olmuştu. Bu süreci yaşamaya başladıktan sonra da içimdekileri bir kağıda dökmek istediğim anda; bir gecede www.melinasmom.com adlı bloğumu açtım. Hikayem aslında çok tanıdıktı ama o zamana kadar hiç bu kadar samimi ve içten bir şekilde anlatılmamıştı. Ben 4 defa tüp bebek denemiş ve en sonuncusunda – hatta en umutsuz olduğum bir anda- kızıma kavuşabileceğimin haberini almıştım. Hamileliğimde tedavi sürecim kadar sancılıydı… Aylarca kıpırdamadan yattım, günlerce duş almadım, kabus gibi diyebileceğim zamanlar geçirdim. Ve ne yazık ki bu badireli yolcuğun benzerlerini yaşayan binlerce kadın var… İşte bu yüzden bu yol arkadaşlığında en çok kendinden birilerine ulaşabilmek o anne adaylarının kurtarıcısı oldu. Beni de bu yüzden sevip, benimsediler.

Tüp bebek tedavisi görmek isteyen D’She kadınlarına tavsiyeleriniz nelerdir? Nasıl bir süreçten geçildiğini, kolay ve zor yanlarını, anne adayları için anlatır mısınız?

Ben bu konuda bir uzman olmadığım için teknik anlamda bir tavsiyede asla bulunmuyorum. Ne bir doktor ne de bir tedavi merkezi öneririm. Bana ulaşan kadınlarla dertleşirken cümlelerime daha çok umutsuz olmanın işleri daha da kötüye götürdüğünü söylerim. Çünkü bu sürecin kolay hiç bir yanı yok ve işleri kolaylaştırabilmek ne yazık ki kadının elinde… Ben kimseye her şey mükemmel olacak diyemem ama mükemmeli yakalamak için elinden gelenin fazlasını yapması için motive edebilirim. Bu süreçte motivasyon olmazsa olmazdır. Ama burada bahsi geçen motivasyon; eş dostun ‘olur olur ya takma kafana’, ‘sen daha çok gençsin’, ‘olmazsa da olmaz, senden kıymetli mi kuzum amaaann!’ gibi cümleleri değil! Benim bahsettiğim motivasyon; bu cümleleri kulak asmamayı öğrenmek, kendini hayırlı ve güzel olanın olacağına inandırma isteğindir. Ki tüm bunları birebir yaşamış bir kadın olarak her şeyi tek bir kitapta topladım. Amacım; kendini yalnız hisseden her kadının başucu kitabı olmasıydı.

Seni Beklerken: Bir Umut Hikayesi adlı kitabınız ile birçok kadının umut ışığı oldunuz. Aynı zamanda blogunuzdaki paylaşımlarınız ilgiyle takip ediliyor. Anne çocuk iletişiminin sağlıklı ilerlemesi, çocuğun güven duygusunun gelişmesi ve mutlu çocukların yetişmesi için D’she Kadınlarına neler tavsiye edersiniz?

Bu konuda eskiden çok daha pozitif, çok daha iç açıcı söylemlerde bulunuyordum ama artık günümüz şartlarında bu kadar toz pembe söylemlerin havada kalacağını düşünüyorum. Son günlerde yaşanan olaylar; bir anne olarak hayata karşı olan pozitif bakışımda kırılmaların yaşanmasına sebep oluyor. Biz çocuklarımızı ne kadar mutlu, huzurlu, saygılı ya da bilinçli olarak yetiştirsek bile dışarıda onlara bekleyen fazlasıyla kötümser olaylar beni zaman zaman korkutuyor. Paylaşımlarında dikkat ettiğim şeyler aslında annelere verebileceğim tavsiyelerimin birer temsili olabilir. Örneğin olduğumuz gibi olmak! Fotoğraf çekilmek için giyinmemek, onun yerine en doğal halinle içten bir fotoğraf paylaşmak. Tabii ki yerine göre de özenli ve bakımlı olmak. Ama çocuklarımızı olduğundan farklı göstermeden… Büyüyüp bilinçlendiğinde kendisinin de hoşuna gideceğini düşündüğümüz anılar biriktirmek. Mesela ben bu kış 5 yaşındaki kızımla 25 saatlik bir tren yolcuğu yaptım ve bu bizim hayatımızda, iletişimimizde bir çok şeyin değişmesine sebep oldu. Artık kızım hiç bir yolculuktan sıkılmıyor, kendi kendini telkin edebiliyor. O yolcuğun onu olgunlaştırdığını ve hayatında unutulmaz bir yer edindiğini hissedebiliyorum. Anneler çocuklarıyla ‘unutulmaz ve kıymetli’ anılar biriktirmeye özen göstersin. En azından zaman ve fırsat varken bunları yapmayı ihmal etmesinler.

Yoğun temponuz ile anneliği, evliliği, sosyal hayatı ve kendinize ayırdığınız zamanları nasıl dengelediğinizden bahseder misiniz?

Ne kadar yoğun olursam olayım önceliğim hep çocuğumdur. Doğduğundan beri onunla ben ilgileniyorum ve işlerimi onun okul saatlerine, tatillerine göre ayarlıyorum. Bu önceliğimi iş yaptığım partnerlerime de zamanla alıştırdığım için dengeyi çok fazla bocalamadan oturtabildim diyebilirim. Annelik düzenimi sarsacak proje ve işlerde yer almamayı tercih ediyorum ama bu tamamen kişisel bir tercih. İleride maddi anlamda ihtiyaç duyduğumda dengelerimi biraz daha değiştirebilirim, bilemiyorum… Sosyal hayatımda da yine aynı şekilde hareket ediyorum. Zaten bir zaman sonra tüm hayatınız çocuğunuz oluyor ve bundan aldığınız keyfi başka hiç bir şeyden alamıyorsunuz.

Daha iyi bir yaşam tarzına sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı