Kurban Rolünü Oynamak ‘Ben Değersizim’ Demektir!

123

Kurbanlar kendilerine acıma alışkanlığına sahip. Aynaları, kendini koruyamayan savunmasız bir çocuğu yansıtıyor. Bir kurbanı oynamanın derininde yatan neden ise değersizlik duygusu oluyor.

Kendine değer vermeyişin sonucunda birileri tarafından tamamlanma ihtiyacını duymak elbette kaçınılmaz. Şefkat görmenin, sevilmenin, değerli olmanın, önemsenmenin, onaylanmanın bir başkasının tasarrufunda olması bir illüzyondan ibaret. Oysa bütün bunlar insanın kendini sevme ölçüsüne bağlı. Kurbanı oynayanlar bunun ayırımına varamıyor.

Kurban rolü, sanıldığı gibi çaresizlik değil, kolaya kaçmak aslında. ‘Kendi hayatımın kontrolünü benim yerime başkası alsın.’ anlamını taşıyor.

Bir kurban için;

Bir şeylerin gerçekleşmesini başkasının insafına bırakmak, harekete geçmekten,

Şikayet etmek, çaba göstermekten, Sorumluluktan kaçmak, hayatının direksiyonuna geçmekten,

Kendine acımak, kendini sevmekten,

Başkalarını suçlamak, kendi kriterlerine sahip olmaktan çok daha zahmetsiz.

Ve bu kaçış yolları değersizlik duygusunun dışa yansımasını ortaya koyuyor.

Diğer taraftan;

‘Denedim, olmadı. Daha iyisini yapabilirim.

Kendi değerimin farkındayım.

Hayatımın kontrolü benim elimde.

Kendi konfor alanımı ben belirliyorum.

Olanı kabul ediyorum, olmayanı bırakıyorum.

Sınırlarımı çizmekte özgürüm.

Kendi seçimlerimi/planlarımı ben yapıyorum.’ bakış açısı tamamen öz değer bilinci ile oluşuyor.

Yani kurban rolünden çıkmanın en kestirme yolu benlik inançlarını geliştirmekten geçiyor.

Yaşam yolculuğunda kendi rotasını belirlemekten kaçınan kurbanlar için hayat hem çok zor hem de dram yüklü.

Peki asıl soru şu; insan neden kurban olmayı seçer?

Bunun cevabı kurbanların henüz küçük bir çocukken yaşamın her anına acıyı pompalamayı öğrenmeleri, acıdan beslenmeleri. Ve elbette kendilerini nasıl seveceklerini bilmeyişleri…

Sevgiyle ve Işıkla,

Sevgim Çöloğlu