İlişkilerdeki Drama Üçgeni Nedir?

5

Neredeyse tanıdığımız herkes ilişkilerinde drama üçgeni oyununu oynuyor.

Ya üstünlük taslayan, kıran, döken bir zalime boyun eğiyoruz ve kurban olmayı seçiyoruz, ya o zalim biz oluyoruz ve travmalarla dolu yaşantımızın bedelini bir başkasına ödetiyoruz, ya da bir gün bir kurtarıcının elimizden tutup bizi ‘Sonsuza kadar mutlu’ sürecek bir hayata götüreceğine inanarak yaşıyoruz.

İlişkilerin çıkmaza girmesinin en büyük nedeni işte bu rollerden birini seçiyor olmak. Halbuki, aşk sizi kahraman yapmaz. Aşk kurban olmak demek değildir. Ve aşk hayatı birine zehir etmek hiç değildir.

Aşk, hayat akarken birlikte geçen her anın değerinin farkına vararak yaşamaktır.

Acıdan beslenen bir kurban için aşkın kuralı;

Bütün zorlukların üstesinden gelmek, mutluluğun bedel ödemek zorunda kalmaktır.

Çocukluk travmalarını iyileştiremeyen zalimler içinse aşk;

Zorbalık yapmak, kural koyucu olmak, suçlu hissetirmek olur.

Kurtarıcı’nın rolü ise yüzeyde övgü toplamayı beklemektir. Başkalarının hayatını kontrol etmek ve sorunlarını çözmeye çalışmak, sorumluluk üstlenmek ve elbette kahraman olmak gurur verici hissettirir.

Tüm bu roller içinde kaygıyı barındırır ve hayatımızda “kontrol etmeyi” öğrendiğimiz yollardan kaynaklanır.

Bu oyundan çıkmak için ilk adım, oyunun nasıl çalıştığının ve en sık hangi rolleri oynadığınızın farkında olmaktır. Hangi rolü üstlenirseniz üstlenin, drama içimizdeki enerjiyi tüketir ve başkaları ile sağlıksız ilişkiler kurmamıza yol açar. Gerçek sevgi, huzur ve mutluluk için hayatımızda çok az yer bırakır.

Sevgiyle ve Işıkla,

Sevgim Çöloğlu