Ana Menü

Hassas Denklem; Çocuklar, Ebevenyler, Karne Notları

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style ergenlik🔝

Sömestr tatili ile birlikte yarıyıl karneleri alındı. Kimi çocuklar karnelerinde ışıl ışıl parlayan ve başarılarını sembolize eden notları sebebiyle aileleri tarafından takdirle karşılandı, hatta ödüllendirildi. Ancak, kimi çocuklar için düşük notları yüzünden karne almak bir tür kabusa dönüştü.

Karnede zayıf dersler ile karşılaşan ebeveynlerin çocuklarına olan tutumunu belirlerken, bazı hassas noktalara dikkat etmeleri gerekiyor. Özellikle ergenlik çağındaki çocukların gururunu kırmak, onları türlü biçimlerde cezalandırmak, sevdiği şeylerden mahrum bırakmak gibi yöntemler bir çözüm sağlamadığı gibi, çocuğun kendine ve ebeveynlerine olan güvenini de yerle bir ediyor. Öfkelenmek ve yıkıcı yaptırım uygulamak yerine doğru davranış biçimi ebeveynlerin başarısızlığı oluşturan nedenleri araştırması ve onarmak için çözüm yollarına gitmesidir. Her ne kadar kabullenmek güç olsa da, aslında karnedeki notların yalnızca çocuğa değil, bir bakıma ebeveynlere de ait olduğunu göz önünde bulundurulması gerekir.

Bir çocuğu başarısızlıkla suçlarken çoğunlukla ebeveynler kendi eksikliklerinin ve hatalı davranışlarının farkına varmaktan kaçınmakta. Oysa aile içinde yaşanan gerilimler ve huzursuzluklar ya da düzensizlikler çocukların hayatını baştan sonra etkiliyor. Anlaşamayan ebeveynlerin sevimsiz tartışmalarına şahit olmak zorunda kalan, yeterince ilgi görmeyen, ihmal edilen ya da incitilen çocuklar ruh hallerindeki dalgalanmayı derslerine yansıtıyor. Dolayısıyla bir çocuğun karnesinde zayıf derslerin olması onun zeka düzeyiyle ilgili bir durum değil. Başarısızlığı etkileyen sebepler aile yaşantısından ya da çocuğun sosyal çevresinden kaynaklanabileceği gibi öğrenme bozukluğu, hiperaktivite, dikkat eksikliği, depresyon gibi nedenlere bağlı olabilmekte.

Ebeveynlerin çocukla sağlıklı iletişimlerinin olmaması, uygun ders çalışma ortamının sağlanamaması, çocuğa verilen disiplindeki eksiklikler de okul başarısını etkileyen diğer nedenler arasında sayılmakta. İşte bu gibi sebeplerden ötürü; başarısızlığın yükünü sadece çocuklar üstlenmemeli. Ebeveynlerin karne gününü beklemeden çocuğun derslerinden aldığı notlardan, okuldaki davranışlarından, edindiği arkadaşlardan haberdar olması ve çocuk ile yakın iletişim kurması gerekiyor. Ebeveynlerin başlıca sorumluluğu bir çocuğa güvenli ve huzurlu bir aile ortamı sağlamak. Yaşam alanında kendini emniyette hissetmeyen bir çocuğun ne denli başarılı olması beklenebilir? Benzer şekilde arkadaş çevresinde sağlıklı ilişkiler kuramayan bir çocuk ne kadar özgüvenli olabilir?

Bir başka trajedi ise başkaları ile kıyaslanan çocukların üzüntüsü. Sıklıkla karşılaşılan bir tutum da ebeveynlerin başka çocuklarla kendi çocuklarını kıyaslamalarıdır. Bunu yaparken ebeveynin amacı çocuğunu motive etmek olsa da işe yaradığı görülmemiş olmakla beraber tamamen ters etki yaratacaktır. Çocuğu cezalandırmak, yıkıcı eleştirilere maruz bırakmak, korkutmak çözüm değildir ve ne yazık ki psikolojik travma sebebidir.

Özellikle ergenlik çağındaki çocukların yaşadığı iniş ve çıkışlarda en güvendikleri insanlar olan ebeveynleri onlara destek olmalıdır. Ceza vermek ve öfkelenmek yerine çözüm aramak sorunu iyileştirmeye yarar. Çocuğu başarısızlığa iten nedenleri bulup çıkarmak ve hatalı olan tutum ya da durum ne ise düzeltmek gerekir. Ergenlik kritik bir süreçtir ve bir yetişkin olma yolculuğunda ailelere fazlasıyla sorumluluk düşmektedir. Aile içindeki iletişimin ve başkalarına karşı olan davranış biçimlerinin bir çocuğa örnek olacağı unutulmamalıdır.

Hayatın temposunu elbette oldukça yoğun. Ancak her ne olursa olsun, bir ebeveynin üstlendiği en değerli varlığı olan çocuğuna karşı yaklaşımına özen göstermesi gerekiyor. Hiçbirimiz duygusuz birer robot değiliz. Fakat yorgun, stresli, kızgın, öfkeli olmamızın, iş ya da özel hayatımızın dengelerini sağlayamamamızın bedelini çocuklar ödememeli. Aile yaşantısında mutlu ve huzurlu olan, ebeveynleriyle sağlıklı iletişim kuran, ilgi  gören çocuklar daima başarılı ve özgüvenli çocuklar oluyorlar. Çünkü yüksek ses tonuna maruz kalmıyorlar, onurları kırılmıyor ya da gece olduğunda korku değil, güven içinde mışıl mışıl uykuya dalıyorlar. Mutlu çocuklar kolayca arkadaş edinebiliyor, kendilerini ifade ederken bunu özgüven duygusuyla yapıyor. Aynı zamanda mutlu çocuklar sorumluluklarının farkında ve derslerini yeni bir şeyler öğreneceklerinin bilincine sahip olarak büyük bir zevkle dinliyor. Dolayısıyla mutlu çocuklar için başarı tesadüf eseri gerçekleşmiyor.

Kırık notlarla dolu bir karne ile karşılaştıysanız, lütfen kendinize öz eleştiri yapın. Hatalı taraflarınızı fark edin. Sert tepkiler göstermek, bağırmak, kızmak, cezalandırmak yerine çocuğunuz ile birlikte sorunu çözmenin yollarını arayın. Aşağılamak, işe yaramaz biriymiş gibi onu etiketlemek, sevdiği şeylerden mahrum etmek ona kendini değersiz hissettirmekten başka bir şeye yaramaz. Nerelerde zorlandığını anlamaya çalışmak, bunun için gerektiğinde bir uzmandan destek almak, sorunların kaynağında okulun mu, ailenin mi ya da çocuğun kendi zorlanmasının mı olduğu tespit etmek doğru yaklaşım biçimi olacaktır.

Ergenlik dönemi özellikle sosyal ve arkadaşlık uğraşlarının öne çıktığı, ilgi alanlarının geçici olarak başka alanlara kayabildiği normal bir gelişim dönemidir. Bu dönemde sağlıklı ve uyumu iyi olan bir çocuk bile okulda başarısızlık gösterebilmektedir. Ancak genellikle ergenler tamamen normal ve sağlıklı olan bu uyum sürecinden sonra kısa sürede toparlanarak okul ile ilgili sorumluluklarını yüklenmekte ve kendilerine uyan performansı yakalayabilmektedirler. Okul dönemi boyunca bazı sınıflar, çocukların uyumda zorlanmaları ve her zaman gösterdikleri başarının altına düşmelerinin sık görülmesine neden olabilir. İlköğretim birinci ve altıncı sınıflar, çocukların yaşantılarında önemli değişikliklerin olduğu dönemlerdir. Bu sınıflar, yeni bir ortama, arkadaşlara ve öğretmene uyum sağlama açısından önemlidir. Ebeveynler, çocuğun bireysel kapasitesine ve yeteneklerine uygun, ulaşılabilir beklentiler geliştirmelidir. Ailenin tutumu çocuğun okuldaki başarısını büyük oranda etkilen en önemli unsurların başında gelir. Çocuğun kendini geliştirmesine olanak sağlayan, ona özgüven kazandıran en başta ailenin tutum ve davranışlarıdır. Karne notları aslında sadece çocuğun değil, ailenin de notlarıdır. Çocuğunuza daima sevgi ve ilgi gösterin. Onların en güvendikleri insanlar tarafından sevilmedikleri endişesinin ilerleyen yaşlarında sağlıksız ilişkiler kurmalarına, özgüvensiz bireyler olmalarına, hedeflerine ulaşamamalarına, hayallerini gerçekleştirememelerine ve travmalara zemin hazırlayacağını lütfen unutmayın.

Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.

 

Yukarı