Ana Menü

Güzin Erkan

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style tavsiye eder🔝

D’She Kadını Sevgili Güzin Erkan’a @tasarimhane sorduk;

Bize kendinizden ve Tasarımhane’nin çalışma şeklinden bahseder misiniz?

Tasarımhane sergi ve müze projeleri üzerine yoğunlaşmış ve hikaye anlatımının esas olduğu içerik ve mekan tasarımları üzerine çalışan çok disiplinli bir tasarım ve iç mimarlık atölyesi. 2000 yılından bu yana marka, kurum ve kişiler için onların hikayelerini ve vizyonlarını anlatan içerik kurguları oluşturarak bunları kurumsal kimlik, bilgilendirme ve yönlendirme tasarımlarından başlayarak sergileme ve multimedia tasarımlara kadar taşıyan iç mekan fikirleri üzerine çalışıyor ve görsel iletişim projeleri üretiyoruz.

Kültürel mirasımıza hayat verdiğiniz projelerde çalışmaya nasıl başladınız, hangi projelerde çalıştınız?

Son 8 senedir proje portföyümüzü önemli ölçüde müze ve sergi projeleri oluşturuyor. Ptt Pul Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Çanakkale Kilitbahir Kalesi Müzesi, Diyarbakır Arkeoloji müzesi, Harbiye Askeri Müze Şehitler Salonu, Topkapı Sarayı Mutfaklar ve Hazine Dairesi gibi tamamlanmış işlerimizin yanısıra önümüzdeki ay açılışına hazırlandığımız Ahlat Müzesi ve Göbeklitepe Ziyaretçi Merkezi işleri uygulama aşamasının son dönemecindeler. Ofiste proje çalışmaları yoğunlukla devam eden 3 büyük işimiz var, bunlar Feshane Tasavvuf Müzesi, Hasanpaşa Gazhanesi Enerji Müzesi ve Üsküdar Bilim Merkezi. Bunlara bir de henüz çok başında olduğumuz İzmir Alsancak’ta Eski Tütün fabrikası binalarının restorasyonu ile şekillenecek Ege Uygarlıkları Müzesini ekleyebiliriz.

Eski binaları restore etmenin büyülü yanları vardır mutlaka. Aynı zamanda hassas davranılması gereken durumlarla karşılaşıyorsunuzdur. Sizi tarihi yapılarda çalışırken en çok etkileyen unsurlar nelerdir?

Sergi tasarımı mekan içinde hikaye anlatımıdır. Ben de kendimi mekanda ve mekanla birlikte hikaye anlatmaya gönül vermiş bir mimar ve tasarımcı olarak tanımlayabilirim sanırım. Yaptığımız iş tam olarak bir içerik yorumlama sürecidir. Uzun okumalar yapılarak başlanan proje genellikle bilimsel bir dille ve kuru bir anlatımla karşımızda duran konuyu veya eseri ziyaretçiler tarafından anlaşılır, ilgi çekici ve insanlarla iletişim kuran yeni bir senaryo ile çözümlemektir.Bunu yaparken de kullanılandığımız malzemeler, renkler, ışık, grafik dil ve mekansal kurgu bütünüyle o hikayenin anlatılmasına hizmet eder.

Geçmiş zamanlara ait olan yapıların, objelerin, fotoğrafların içinde kendinizden parçalar bulduğunuz, kendinize yakın hissettiğiniz, hayranlık beslediğiniz konular nelerdir? Eski eserler üzerinde çalışırken nasıl bir yol izliyorsunuz?

Konu ağırlıklı olarak müze olduğu için mekanlarda çoğu zaman nitelikli tarihi eserler oluyor tabi.Binlerce yıl önce yapılmış ve kültürel miras niteliğindeki bu yapılarda çalışmak öncelikle çok büyük bir sorumluluğu da omuzlarınıza yüklüyor. Biz bu yapılarda çoğu zaman sessizce onları dinleyerek önce yapıların kendi hikayelerine kulaklarımızı kabartıyoruz ve her köşesine sinmiş uzun yaşanmışlıkları saygıyla dinliyoruz. Sonra diğer köşede bizi bekleyen ve eğer hikayeleri anlatılmaz ise birçok insan için sadece bir taş veya çanak parçası olarak görünen eserlerimize odaklanıyor ve onları kendi hikayelerini öne çıkaracak şekilde bir nevi dillendiriyoruz.Gerisi saygılı bir hiyerarşi, çağdaş bir tasarım anlayışı ve insan odaklı bir masalcılık ile herşeyi birbirine harmanlamak oluyor ki onca yorgunluğa ve bu işi yaparken ki zorluklara rağmen bizi ayakta tutan, heyecanlandıran ve sonunda iyi ki dedirten bu macera her seferinde kişisel olarak bizi de besler ve büyütür.

Sıklıkla kültürel mirasın önemi ile ilgili beylik ifadelerle karşılaşır ama çok da özümsemeyiz. “Miras” bir özelliktir, önceki nesillerden bize geçen bir varlıktır. “Kültürel miras “ durumunda, miras para veya gayrimenkul değil kültür, değer ve geleneklerden oluşur. Paylaşılan bağ ve bir topluluğa ait olma anlamına gelir. Tarihimizi ve kimliğimizi, geçmişle, şimdiyle ve gelecekle bağımızı temsil eder. Ama sadece eskiye yönelik de değildir. İnsan yaratıcılığı ve ifadesinin her türünü kapsar ve bu yüzden önemlidir ve mecburidir aslında.

D’She Kadınları için, kültürel değerlerimize sahip çıkmak, onları korumak adına tavsiyeleriniz nelerdir? Müze, sergi, eski eserler gibi sanatsal ve tarihi değeri oldukça yüksek olan oluşumlara ilginin artması için neler yapılmalı, nasıl bir yol izlenmeli?

Benim naçizane tavsiyem kendimizi anlamak, hayatı sorgulamak ve daha kıymetli bir yaşam sürdürmek konusundaki ısrar, arayış ve emeğimizin hiç bitmemesidir. Ve inanın ki insanlık çağlar boyu aslında hep bu meseleyle ilgilenmiştir. Belki bulmuşlardır bazı zamanlar hep bu hayatta arayıp durduğumuz “o “ şeyi. Mesele sadece biraz geçmişe kulak vermek, geçmişi kollamak, korumak ve çocuklarımıza da bu bilgiyi aktarmaktan ibaret sanki.

Daha iyi bir yaşam tarzı için D’She Style’da kalın.

Yukarı