Ana Menü

Günde Kaç Fincan Kahve İçiyorsunuz?

Shares
Dikkatlice Oku
D’She Style sağlıklı beslenme🔝
Günün hangi saatinde olursak olalım kahve içmeyi seviyoruz. Ofiste çalışırken, sokakta yürürken, alışverişe mola vermişken, araba kullanırken, birileriyle buluşmak için randevulaşırken mutlaka kahve içiyoruz.
Pek çok diyet ve detoks programı ise kahveyi kesmeyi öneriyor. Kahvenin yararları üzerine bir araştırma yapmakla bulunan sayısız sonuç ile zararları hakkındaki listeler neredeyse aynı sayıda.
Kahvenin sağlığa yararlı tarafları var mı? Yoksa hayatımızdan tamamen çıkmalı mı? tartışmasını Rachael Smith, Dr. Linda Lancaster ile olan araştırmaları doğrultusunda şöyle yorumluyor;
‘Kahve serbest radikallerle mücadele eden antioksidanlarla doludur ve özellikle beyin fonksiyonlarını geliştirebilir. Kahve tartışması, bağımlılık yapıp yapmaması, yararları ve zararları ile içinde olduğumuz bilgi çağında mükemmel sağlık arayışının harika bir örneğidir. Bu konu hakkında çok çeşitli fikir ve bilgiler vardır, bu yüzden insanların ne düşüneceğinden emin olmamaları hiç de şaşırtıcı değildir.

Gerçek ise, kahvenin, yediğimiz diğer doğal gıdalar gibi, kimin kullandığına, ne kadar kullandığına, nasıl hazırladığına bağlı olarak değişebilir. Çünkü sonuç yararlı veya toksik olabilir.

Diyet ve detoks programlarının başlangıç noktasında kahveyi hayatımızdan çıkarmamız öneriliyor ve pek çok kötü tarafından bahsediliyor. Kahvenin yararı var mı sizce?

Kahvenin aslında bir meyve çekirdeği olduğunu unutuyoruz (veya farkında değiliz). O aslında içmeden önce temizlenmiş, kurutulmuş ve kavrulmuş bir dutun çekirdeği.

Kahve, yüksek konsantrasyonlarda antioksidanlar içerir ve doğal olarak hücrelere zarar veren, yaşlanmayı tetikleyen ve hatta kansere neden olarak rol oynayan çevresel toksinlerle mücadele eden önemli besin maddelerine sahiptir.

2010 yılında yapılan bir çalışmaya göre, küçük bir fincan kahve yaklaşık 387 mg antioksidan içerir ve bu oran kırmızı şaraptan, yeşil veya siyah çaydan daha fazladır. Kafein, egzersiz gibi beyin fonksiyonunu ve fiziksel performansı artırır.

Öte yandan olumsuz taraflarına bakacak olursak, kahve hafif bir diüretiktir, bu yüzden daha hızlı dehidratasyona neden olabilir. Bir uyarıcı olarak kahve, adrenalin artışına sebep olabilir. Örneğin adrenalin yorgunluğu olan birinin yaşadığı belirtiler bir fincan kahveye bağlı olabilir. Gün boyu kahve içenler ve kafein yüzünden uyumakta güçlük çekenler adrenal yorgunluğuna değinir.

Kahvenin, şeker ve işlenmiş tatlar gibi istemediğiniz toksinler için uygun bir araç olduğuna dikkat etmek de önemlidir. Bu yüzden kahveyi sade içmek gerekir. İnsanları kahvelerini siyah ve sade içmeye teşvik ediyorum. Süt kullanmak isteniyorsa eğer bulabilirseniz keçi sütünü öneriyorum.

Kahveyi nasıl içmeliyiz?

Kahve oldukça asidik olduğundan ve sindirim sisteminde biraz agresif olabileceğinden, insanlara günün ilk öğünü ile kahve içmelerini öneriyorum. Kahve ile hafif bir öğün kafein emilimini yavaşlatabilir. Mide ağrısını engelleyebilir. Kahveye eklenecek hindistancevizi yağı, zeytinyağı veya çiğ tereyağı gibi sağlıklı bir yağ yağ yakımını hızlandırabilir.

Kahvenin yararlarının doğru doz ve her birey için doğru zamanlama ile ilgisi vardır. Bir portakal yemenizi önerdiysem, C vitamini ve diğer besin maddelerinin faydaları belli olur. Bir seferde bir düzine portakal yemenizi istemiş olsaydım fazladan şeker, kalori ve asit size kendinizi çok da iyi hissettirmeyecektir. Günde 5 fincan kahve içmek hiç kimse için iyi olmayacaktır. Önemli olan dozdur. Kendimizi bir kupa ile sınırlandırdığımızda, potansiyel tehlikeler olmadan kahvenin faydalarını elde ederiz.

Kahve içmek için zamanlama ne kadar önemli?

Ayurveda bakış açısından bakarsak, kahve içmek için günün en iyi zamanı sabah 06.00 ile 10.00 arasındadır. Bu saatler “kapha zaman” olarak kabul edilir, yani “ağır, dünyevi zaman” anlamına gelir. Sıcak ve enerji veren kahve, sindirimi ve zihni, günün o saatiyle dengelenecek şekilde uyarabilen bir tezattır.

Aynı zamanda diğer vitaminlere veya takviyelere göre kahvenin zamanlamasını önermekteyim. Örneğin B vitamininin etkisi kahve tarafından azaltılabilir, bu yüzden aynı zamanda alınmamalıdır. Kahvenin, aldığınız başka bir şeyle olumsuz etkileşime girmediğinden emin olmak için sağlık uzmanınıza danışın.

Kesinlikle kahve içmemesi gereken insanlar var mı?

Mideniz asidik maddelere karşı hassassa, kahve sizin için en iyi şey olmayabilir. Endişeli veya heyecanlı yani kaygılı iseniz, aynı şey geçerlidir. Fakat burada vurgulanması gereken asıl ifade “şu an”. Vücudumuz akıcıdır. Sürekli değişir. Bir gün kahve harika olabilir. Sıradaki gün çok değil. Herkesin kendi bedeninin sinyalleri ile temas kurması ve onları okumayı öğrenmesi önemlidir; o zaman, gerçek bilgilere dayanarak seçim yapabilirsiniz.

Halen uykunuz varsa, anksiyete, kan basıncı sorunları ve / veya herhangi bir asit reflüsü çekiyorsanız, şu an için kahveyi yeniden düşünmenizi öneririm…

Kahveyi kafeinsiz mi içmek gerekir?

Kafeinsiz kahve işlenmeyi gerektirir ve işlenen şeyleri yemenin veya içmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Vücut tüm yiyecekleri sever – aynı nedenle çoğu insan için yumurta akı önermem. Doğa, müdahale etmemize gerek duymadığımız bir bilgeliğe sahiptir. Kafeinsiz kahve içmek istiyorsanız, kullanılan süreçleri araştırın. Pek çok kafeinsizleştirme prosesi, kafeinleri parçalamak için güçlü çözücülere dayanır; bu, eğer çok az miktarda olsa sakıncası yoktur, ben de içerim.

Zinde kalmak, enerji sağlamak için kahve içmek doğru mu?

Vücut doğal bir bilgedir. Onu dinlemek gerekir. Eğer dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu hissettiğinizde, vücudun doğal döngüsünü zorlamak için kahve içmekten ziyade dinlenip vücudun enerjisini yeniden inşa etmenin bir yolunu bulmak en iyisidir.

Vücudumuzu baskılarla tüketmek kolaydır. Mesele şu ki, vücudumuzun yavaşlama süresine olan doğal ihtiyacını görmezden gelmek için kahve içersek, yaptığımız tek şey biyolojik gerekliliği ertelemek ve daha sonra kendimizi daha büyük bir zarara uğratmaktır.

Örneğin, çoğu insanın enerji seviyeleri 14.00 ile 16.00 arasında düşer. Pek çok kültür bunu “siesta zamanı” olarak adlandırır. Enerji toplamak için gece uykumuzu bozmayacak dozda kafein alınabilir. Ancak bu “öğleden sonra molasını”nın kısa bir yürüyüş, yeşil bir içecek veya on dakikalık bir meditasyon molasıyla geçirmek daha sağlıklı diye düşünüyorum.

Gerçek şu ki, bedenlerimiz doğal olarak enerjiktir – bizim de enerji toplamal bunları için kahveye ihtiyacımız yoktur. Eğer kahveye ihtiyaç hissediyorsan, bir dengesizlik var demeliyim. Mesela müşterilerimden biri meşgul bir doktor. Oldukça yüksek kan şekeri sorunları ve yüksek inflamasyon seviyeleri var. İnsülin (kan şekerini düzenleyen hormon) ve ürik asit (“gut’u tetikleyebilen kimyasal) sıklıkla ilişkilidir; İnsülin seviyeleri düşük olduğunda, ürik asit de daha düşük olma eğilimindedir. Günde birkaç fincan kahve içen (bildiğim biri için teşvik etmediğim bir miktar) insanların ürik asit düzeylerinin daha düşük olduğunu ve kahve içerisindeki antioksidanların insülin seviyelerini etkilediğini biliyoruz.

Bu bilgileri hesaba katarak, bilimi sadece onun için dengeli bir yaklaşım oluşturmak için yaşam tarzı seçimleriyle karıştırıyoruz: Güne, kendini merkeze almak için on dakikalık bir meditasyon ile başlıyor. Daha sonra, sabah antrenmanından önce kahvaltı ile birlikte yarım fincan kahve içiyor.

Eğer kahve uyku düzeninizi etkiliyorsa belki de şu an için kahve kullanımınızı yeniden değerlendirme ve hafifletme zamanıdır.

Örneğin; bir çeşit alışkanlık ya da rutini değiştirmeye başladığımda bu durum çoğu insanın ofisimde soğuk soğuk terlemesine neden oluyor. Onlara bir değişiklik yapmanın korkunç bir şey olması gerekmediğini hatırlatmaya çalışıyorum. Homeopati ve / veya beslenme desteği kullanarak kahve alımını azaltmanın pek çok yolu var.

Kahveyi kesmek için, günün ilk içeceği olarak limonlu ılık su içmeye çalışın. Bir saat bekleyin. Ardından isterseniz, kahvenizi yapın, ancak daha küçük bir fincan olsun. Limon suyunun kahveye olan ihtiyacınızı azalttığını görünce şaşırabilirsiniz.

Yaptığımız şeylerin çoğu, günlük ritüelleri yaratmak ve bağlı kalmak. Değişim, bedenlerimizin optimal düzeyde performans göstermesine yardımcı olacak değişiklikler yapmakla ilgilidir. Değişim korkutucu olabilir ve bu nedenle, herhangi bir diyet ya da yaşam değişikliği yapmak için çalışırken, sadece azaltmanın değil, eklemenin de bir savunucusu olduğumu düşünüyorum. Değişimi olumlu olarak çerçevelersek, üzerinde çalışma yapmak çok daha kolay olur.

Batı dünyasının kültürü ve zihniyeti oldukça alaycı olabilir veya ödül / ceza sistemini öngörebilir:

“Bunu yemeyin”, “Bu kadar egzersiz yapın”, “Bu şekilde meditasyon yapmalısınız” vs.

Bana gelen müşterilerimin çoğu, her şeyi yanlış yaptığını düşündükleri için kendileri için hayal kırıklığına uğrar haldeydiler. Ama hayat akıcı ve her an içimizde bir şeyler değişiyor.

Sağlıklı yaşam alanındaki herkesin müşterileri / hastaları için yapabileceği en büyük hizmetin, Google aramalarına yönelmek yerine, kendi bedenlerinin sürekli değişen sinyallerini hissetmeyi onlara öğretmeye yönelik bir diyaloğa başlamaları olduğuna inanıyorum.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı