Çiğdem Buzul; Eyvah! Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor..

212

D’She Style tavsiye eder🔝

D’She Kadını Sevgili Çiğdem Buzul’a sorduk;

Okul döneminin yaklaşmasıyla beraber her yıl olduğu gibi yine çocukları ve aileleri bir heyecan sarmış durumda. Özellikle de okula yeni başlayacak çocuklarda ise aileleri en çok zorlayacak nokta ise okula adaptasyon süreci ve okul kaygısı. Bütün bu süreci en iyi şekilde yönetmek için D’She Kadınları’na tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle olması gerekenle, problemi doğru ayırmak gerekir. Okula yeni  başlayanların duyduğu heyecan son derece normal bir durumdur. Çünkü çocuk ilk defa ailenin rahat ve güvenli ortamından uzaklaşarak, daha sıkı kuralların yer aldığı, kendi kendini kontrol etmesini gerektiren, kendi ayakları üzerinde durması gereken bir dünyaya adım atmıştır. Dolayısıyla bu zorlayıcı ortam, okulun ilk haftalarında çocuğun okula gitmekte pek gönüllü olmaması, ağlaması, anneden ayrılırken zorlanmasına sebep olabilir. Bu durum 2-3 hafta civarı sürebilir. Ardından çocuk okula, derslere, kurallara alışmaya başlar, arkadaş edinir ve kaygısı azalır. Artık çocuk okula adapte olmuştur.

Olması gerekenin aksine zaman geçmesine rağmen çocuğun kaygısı azalmıyorsa, okula gitmeden önce çocukta durdurulamayan ağlama krizleri, anneden ayrılamama, uyku problemleri, psikosomatik belirtiler (kusma, karın ağrısı, baş ağrısı vb…) gibi durumlar söz konusuysa bu durumun sebebinin tespiti ve çözümü için bir uzmana başvurmak gerekebilir.

Okula adaptasyon sürecinin zorlu geçmesinin en temel nedenleri anne baba tutumları, çocuğun anne ile kurduğu bağdaki problemler, öğretmenlerin  çocuklarla kurduğu ilişkinin kalitesi ve motivasyonu, yaşanılan travmalar (ölüm, kayıp, hastalık vb…) sayılabilir.

Ayrılık anksiyetesi adını verdiğimiz bir durum var. Bu çocukla anne arasındaki bağın doğru kurulmamış olmasından kaynaklı olabiliyor. Bu kaygı durumu annenin çocuğunu çeşitli sebeplerden dolayı yeterince ilgilenememesi ya da çocuğuna karşı gereğinden fazla bağımlı olması sonucunda gerçekleşebiliyor.

 

Bu durumda çocuktaki tepkiler anneye yapışma, anneden ayrılması gereken durumlarda yoğun kaygı, durdurulamayan ağlama krizleri şeklinde olabiliyor.  Anne ve baba çocuk gözlerini dünyaya açtığında bağ kurduğu ve iletişime geçtiği iki varlıktır.

Onlarla kurduğu bağ ne kadar doğru ve güçlü olursa çocuk da kendini o kadar yeterli ve rahat hisseder. İhmal edilmiş veya annenin çocuğa aşırı bağlandığı durumlarda çocuk annesinden ayrılırsa annenin bir daha geri gelmeyeceğine ve onu terk ettiğine inanır ve bu durumda da kriz yaşar.

Bu çocuklar sürekli huzursuz ve alarm durumundadırlar. Sürekli kaygılı gözlerle etrafa bakarlar birileri onunla iletişime girmeye çalıştığında bunu reddederler, hatta çok ileri durumlarda annenin ev işlerini yapmasına ve tuvalete gitmesine bile tepki gösterebilirler. Buna engel olabilmek için anne çocukla olan bağında dengeyi kurabilmeli.

Çocuğuyla etkin ve duygusal anlamda doyurucu bir şekilde zaman geçirebilmeli ama aynı zamanda çocuğun tek başına oyun oynayabilmesi ve kendi başına zaman geçirebilmesi adına da fırsat tanıyabilmesi gerekmektedir.

Anne babaların çocuklarının her isteğini yerine getirmesi, evde kuralların zayıf veya yetersiz olması çocuğun okul gibi daha katı kuralların olduğu, her isteğinin gerçekleşmediği ortamlarda sorun yaşamasına sebep olur.

Çünkü aile içerisinde çocuk her zaman istediğini serbestçe elde etmeyi öğrenmiştir. Halbuki istekleri ertelenen ve kuralların var olduğu ortamda yetişen bir çocuğun uyum becerileri geliştiğinden dolayı okula adaptasyonda da pek sıkıntı yaşamaz.

Bu yüzden ailelere önerim çocuklarına gerektiği yerlerde “hayır” demeyi ve “hayır” ı kabul ettirebilmeleri ve çocuklarına kural kavramını kazandırmalıdır. Her çocuk isteklerinin bekletilmesine ve reddedilmesine tepki gösterir.

Bu tepkiler ağlama, vurma şeklinde olabilir. Ancak önemli olan ailelerin bu kriz anlarında duruşlarını korumaları ve sınırları çocuklarına öğretmeleridir. Konulan kurallarda ise anne ve babanın ağız birliği yapmaları ve tutarlı olmaları da kural algısının oturması açısından oldukça önemlidir.

 

Aileler bir kural konduğu zaman çocuklarına konulan kuralın gerekçesini ve kurala uymadıkları zaman nasıl zarar göreceğini anlatmalıdır. Unutmayın eğitim ailede başlar.

Bununla beraber aşırı koruyucu ve sakınan aile tutumlarında yetişen çocukların da problem yaşadıklarını görüyoruz. Aşırı koruyucu tutumdaki aileler çocuklarını cam fanus içerisinde tutarlarsa koruyacaklarını düşünen ailelerdir.

Bu aileler çocukları yerine harekete geçer, onların adlarına sorumluluklarını yerine getirir, problemleri çocuklarının yerine çözer ve çocuğa hayatı deneyimleme adına fırsat tanımazlar. Tabii ki böyle çocukların özgüveninin yüksek olması beklenemez çünkü anne-babaya aşırı bağımlı kalırlar. Bu özgüven düşüklüğü de çocuğun sadece okul değil, genel anlamda kaygı düzeyinin yüksek olmasına sebebiyet verir.

Aslında böyle ailelere  bakıldığında çocuktan daha çok ailede kaygı düzeyinin yüksek olduğunu görüyoruz. Doğru tutum ise çocuğa evde yaşına uygun sorumluluklar verilmesidir. (odasını ve oyuncaklarını toplama, kendi yemeğini kendisinin yemesi, tek başına uyuyabilmesi, anne babaya basit ev işlerinde yardım etmesi vb…).  

Sorumlulukların yanı sıra tehlikeli olduğu düşüncesiyle çocuğun hareketlerinin kısıtlanması ve engel olunması olumsuz sonuçlar yaratan bir durumdur. Bırakın çocuğunuz  koşsun, atlasın, zıplasın,düşsün, size bir bardak su getirirken suyu döksün. Ona yapabildiklerini ve yapamadıklarını görmesi için fırsat tanıyın. Böylece çocuğunuzu becerileri artacak ve daha çok özgüven kazanacaktır. Tabii ki çocuğun yaşına uygun şekilde bu dengenin sağlanması önemli. Aile çocuğu tamamıyla serbest bırakmamalı. Yaşına göre serbestliği ve müdahalelerini sınırlandırmalı.

Çocuğunuzu sosyalleşebileceği ortamlara sokun. Akranlarıyla oyunlar oynasın, onlarla anlaşmazlık yaşadığını gördüğünüzde kenara çekilip çocuğunuz izleyin ona müdahale etmeyin. Problemler karşısında ilk önce yönlendirmelerinizle çözümü onun bulmasını sağlayın yol gösterici olun ama çözebileceği problemleri siz onun yerine çözmeyin. Böylece çocuk benzer sorunlarla karşılaştığında bu zorlukları nasıl aşabileceğini öğrenir. Bu özgüven artışı da kaygı düzeyinin düşmesini ve anne-babaya bağımlılığın azalmasını sağlar. Dolayısıyla çocuğunuz okula daha kolay adapte olur.

Çocuğun okula adaptasyonunda öğretmenlerin de rolü büyük. Eğer öğretmenler de çocukla doğru iletişimi yakalamayı başaramazsa bu durum da çocukta kaygıyı arttırıcı bir etken olabilir. Sert, cezalandırıcı tutum, gereğinden fazla zorlayıcı olma problemleri arttırır. O yüzden okul kaygısında öğretmen ve psikolog işbirliği içerisinde bulunmalıdır.

Okul öncesi kurumların da çocuğun ilkokula başlarken adaptasyon sürecinin daha az sancılı geçmesindeki önemi büyük. Burada çocuk arkadaş ilişkilerini grupla beraber hareket edebilmeyi, anneden ayrılmayla nasıl baş edebileceğini ve okul kurallarını öğrenerek okula hazırlık provası yapar.  Ancak okul öncesi kurumların tercih edilmesi gereken zaman 4-6 yaş civarıdır. Erken yaşlarda okul öncesi kurumlarının tercih edilmesi çocukta olumsuz etkiler yaratabilir. 3 yaşa kadar çocuk uzun süreli bir şekilde aileden ayrı kalmamalıdır.

Yaşanılan kayıplar ve travmalar da bireyin okula adaptasyonunu ciddi anlamda zorlaştırabilir. Travmatik durumlarda psikoterapi desteği son derece önem taşır.

Bazı durumlarda ise çocuk önce okula tepki göstermeyebilir. Ancak okul kaygısı sonradan gelişebilir. Bu durum bazen çocuğun okulda öğretmenleri veya arkadaşlarıyla yaşadığı olumsuz bir deneyimin sonucunda da gelişebilir. Özellikle sosyal ilişkiler kurmakta zorluk çeken, arkadaşları tarafından zorbalığa uğrayan çocuklarda okul kaygısının sonradan geliştiğini görüyoruz. Uğradığı zorbalık karşısında pasif kalıp, problem üretemeyen çocuk daha çok problemle karşılaşmaya başlar.

Dolayısıyla bireyde okula karşı isteksizlik ve kaçınmayı gözlemleyebiliriz. Zorbalığın engellenebilmesi için okul yönetimine ve öğretmenlere önemli iş düşmektedir. Bununla beraber aile de çocukla beraber çözüm üretme arayışına girmelidir. Zorbalığa uğrayan çocuklara baktığımızda yine özgüveni ve başa çıkma becerileri düşük bireylerle karşılaşırız.

Bununla beraber ailenin çocuktan yüksek beklentiler içinde olması da çocuğun kaygı düzeyini arttırarak sonrasında okula karşı tepki geliştirmesini sağlayabilir. Bazı aileler çocuklarının performansını diğer çocuklarla karşılaştırarak yüksek kaygıya yol açabilmektedir. Başkalarıyla karşılaştırılmak düşük başarıya sahip çocuklarda daha fazla yetersizlik duygusuna yol açarken, başarılı öğrencilerde ise başarı ve kaygısı ve mükemmeliyetçiliğe yol açabilmektedir.  Bunun yerine her çocuğun kendini geliştirmesinin ve çabasının önemli olduğu vurgulanmalı. Burada çaba kelimesini vurgulamak lazım. Aileler çocuklarına her zaman çok üst düzey başarının mümkün olmadığını ama başarıya ulaşmak için çaba sarf etmenin önemli olduğunu anlatmalı. Çocuğun en ufak çabasını fark etmeli ve takdir etmelidir.

Okul kaygısını azaltmak için ailelerin yapması gerekenleri maddeleştirmek gerekirse:

• Çocuğunuza kural algısını aşılayın.
• Çocuğunuzun her isteğine “evet” demeyin.
• Çocuğunuza özgüven aşılamak için yaşına uygun sorumluluklar verin, çok fazla koruyucu olmayın.
• Çocuğunuzun yerine siz harekete geçmeyin. Karşılaştığı problemler konusunda ona sadece rehberlik edin.
• Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin. Bu aranızdaki güven bağının güçlenmesi açısından son derece önemlidir. Bir çocuğun anne babaya güven duyması demek çevreye de güven duyması demektir. Onunla zaman geçirirken bunu bir mecburiyet olarak değil güzel bir paylaşım olarak görün.
• Çocuğunuzu asla diğer çocuklarla karşılaştırmayın.
• Çocuğunuzun okul ve dersleriyle ilgili çabasını her zaman takdir edin.
• Çocuğunuzu mutlaka bir anaokulu kurumu deneyimi yaşatın. Bu hem sosyalleşmesi hem okul kavramının oluşması hem de kendi kendine yetebilmeyi öğrenebilmesi için son derece önemlidir.

Önemli olan husus sebebi her ne olursa olsun çocuğun okula adapte olamadığı durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması ve destek alınmasıdır. Doğru yaklaşım ve müdahaleyle aşılmayacak sorun yoktur.

Tüm ailelerin ve çocukların yeni eğitim ve öğretim yılının güzel geçmesi dileğiyle…

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.