Balçiçek İlter

254

D’She Style tavsiye eder🔝

D’She Kadını Sevgili Balçiçek İlter’e sorduk;

Hayatlarında acı deneyimler yaşayan, çare arayan insanların sesi olmak, hayatta iyi insanların da var olduğunu onlara hatırlatmak ve çözüm yaratmak gibi çok değerli bir görevi başarıyla sürdürüyorsunuz. Bize bu sürece nasıl girdiğinizi ve yola çıkış hikayenizi anlatır mısınız?

28 yıldır gazetecilik yapıyorum, çok genç yaşlarda çok önemli görevleri üstlendim. Dergileri yönettim, Ankara temsilciliği yaptım, 29 yaşında Sabah gazetesinin ilk kadın yazı işleri müdürüydüm. Köşe yazarıydım, siyasi röportajlarımla bilinirdim. 12 yıl boyunca canlı yayında tartışma programı yönettim, ”Söz Sende” programım en gurur duyduğum işlerden biridir. Habertürk’te ana haber bile sundum. Siyasi habercilikte yolun bittiğini uzun zaman önce fark etmiştim aslında ve ne yalan söyleyeyim size uzatmaları oynuyordum. Aidiyet duygum çok yüksektir benim, bir türlü ayrılamıyordum yaptığım işten. Sonrasında ani bir kararla ayrılmaya karar verdim, yönetime durumu bildirdim, biraz durur soluklanır nefes alırım diye düşünüyordum ki, Notre Dame de Sion’dan arkadaşım Zeynep (Peker) ile karşılaştım. Zeynep ”Seninle kriminal yapmayı çok istiyorum ama burun kıvırırsın diye aramadım. Oysa bu tür programları gerçek gazeteciler yapmalı, müthiş toplumsal yaralara parmak basan bir yönü var” dedi. İnanır mısınız şöyle bir yüzüne baktım ve ”hadi yapalım” dedim.  Hangi kanalda saat kaçta, hiç bir bilgim yoktu. Zeynep işin piri, zaten çok başarılı bir yapımcı, bana inanmış, ben de ona inandım. Çıktık bir yola beraberce.

Programa başladıktan sonra fark ettim ki asıl televizyonculuk buymuş. Ben öylesine butik bir kanaldan geliyorum ki her şeyin kuralı farklı, seyreden farklı. Oysa Türkiye’nin en çok seyredilen kanalının gündüz kuşağında olmak inanılmaz zor, sorumluluk yükleyen ama bir o kadar da kendinizi geliştireceğiniz bir yer. Üstelik haberin öylesine içindesiniz ki, sadece siyaset yok. Ayrıca ülkenin kanayan yaralarına bir nebze olsun merhem olabilme gibi bir artısı da var. Kadına şiddet, kayıp çocuklar, uyuşturucu mağdurları vs… ”Ses ver” diye bir kampanya başlattım, hala sürdürüyoruz, öyle çok el uzatabildik, öyle çok yüz güldürdük ki, siyaset gazeteciliğindeki ”Etkisiz eleman” halim burada ”Etkili eleman”a dönüştü.

Kariyerinizdeki başarılarınızın sırrı nedir?

ODTÜ’de psikoloji okudum ben, şimdi anlıyorum ne kadar işime yaradığını, ayakta durmamı sağlıyor, ayrıca ne yaşanırsa yaşansın ben hala ”insan”a olan inancımı yitirmemiş biriyim, dünyada iyi yürekli vicdanlı insanlar olduğuna inanıyorum ve biliyorum ki iyilik galip gelecek. Benim de iki evladım var, koklayıp sakındığım, her gece ev gittiğimde onlara sarılıyorum, Allah’a o sarılma için o gün de şükür edip hayatıma devam ediyorum.

Sizin için güzel bir gün nasıl başlar? Motivasyonunuzu nasıl sağlarsınız?

Benim için güzel bir gün erken başlar, gözümü açtığımda güne erkek arkadaşımın şahane ”Günaydın” mesajını okuyarak başlarım, hiç üşenmez her sabah yollar. Ardından ikizleri okul için öpe koklaya uyandırırım, kavga dövüş kahvaltı, onlar okula ve ben spora mutlaka. Pilates sonrası mutlaka yürümeye çalışıyorum, her zaman yapamasam da. Spor yapmak bende bir bağımlılık, yapmadığımda kendimi hantal hissederim. Yaşam motivasyonum ailem ve sevdiklerimdir. Ve tabii ki işim. Çok çalışkan bir kadınım ben. Kendimi bildim bileli öyleyim. İşim çok kıymetlidir, mükemmeliyetçiyim biraz galiba.

D’She Kadınlarına olumlu bakış açısına sahip olmaları ve hayatlarındaki güzel anları çoğaltmaları için tavsiyeleriniz nelerdir?

Zaman zaman hayat bize çalışmadığımız yerden sorabiliyor ve bir anda karşılaştığımız aksaklıklarla altüst olabiliyoruz. Sil baştan hayata başlamamız gerektiği zamanlar da var. İnanın bende de çok oldu. Çok ümitsizliğe kapıldığım, çaresiz hissettiğim zamanlar… Ama ”Bu da geçer ya hu” demek lazım. Neler geçmemiş ki, yeter ki çaresi olsun. Çok kuvvetli Allah inancım vardır. Her yaşadığım anın hayrı olduğuna inanırım, her ne kadar bazı olaylar gücüme gitse de…

Yoğun temponuzun içinde kendinize ayırdığınız zamanlarda neler yaparsınız? Kendinizi nasıl arındırırsınız?

İkizlerimle geçirdiğim her vakit çok kıymetli. Film keyfi yaparız benim yatağımda üçümüz abur cubur yiyerek, kışın şömine keyiflerimiz vardır. Müzik gecelerimiz meşhurdur, ya Lal piyano çalar ya Kuzey çello ya da müzik dinler dans ederiz. Yaz tatillerimiz meşhurdur, maceralara çıkarız, Ege ve Akdeniz’i karış karış gezdik, geçen yıl Afrika turu yaptık örneğin. Kendime vakit ayırdığımda ise sanırım erkek arkadaşımla sakin güzel bir yemek, sohbet, hafta sonu tatil kaçamakları… Ve herkesi bir masa etrafına topladığım pazar kahvaltıları… Tüm bunlar arınmamı sağlıyor sanırım.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.