Ana Menü

Anksiyete Kabusunuz Olmasın!

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style farkındalık🔝

Kontrol edemediğimiz şeyler hakkında endişelenmek bir girdabın içinde çırpınmaktan farksızdır. Çünkü endişe duyulacaklar listesine her an yeni bir madde eklenir ve kaygı düzeyimiz yükseldikçe kendimizi alarm durumundan bir türlü kurtaramayız.

 Anksiyete Nasıl Yönlendirilir?

Anksiyeteyi anlamanın en önemli kısmı, olayların gidişatı için en vahim olası senaryoyu kafamızın içinde yarattığımızın farkında olmaktır. Anksiyetenin sorumlusu zihindir! Eğer biz kendimize anlattığımız felaket dolu hikayelerden sorumlu olursak, aynı şekilde onları olumlu bakış açısına çevirme gücüne de sahip oluruz. 

Bir tarafta olabilecek tüm kötülükleri aynı hikayede toplamak, diğer tarafta ise tüm bu tüyler ürpertici hikayelerin kaygı dolu bir zihnin eseri olduğunu kavramak vardır. Söz konusu kaygıya dikkat çekmek (onu görmezden gelmek yerine), onun nasıl yönlendirileceğine ve daha olumlu bir senaryoya nasıl dönüştürüleceğine dair bir takım çalışmalar yapmak anksiyeteyi ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Bunun için korkuyu ve korku anında hissedilen duyguları iyice bilmek gerekir.

Korku, bir tehdit altında iken hemen savaşmamıza, kaçmamıza, donmamıza ya da bayılmamıza yardımcı olduğunda faydalıdır. Öte yandan kaygı, yani ortada bir tehdit yokken hissedilen korku yararlı değildir. Anksiyete, hayali bir gelecekten ya da tehditten korkmanın bir numaralı koşuludur. 

Birçoğumuz hayatın üzerimize yüklediği sorumluluklar yüzünden kendini köşeye sıkışmış, boğulmuş ve endişeli hisseder. Aslında aynı zamanda kaygıyı şefkatle ve ustalıkla karşılamak için içsel güce sahip olduğumuzun farkında değilizdir.

Aşağıdaki endişeli düşüncelerin herhangi biri ya da tümü, sizi geceleri uyandırıyor ya da gündüzleri üzerinizde rahatsız edici bir etki yaratarak panik hissetmenize neden oluyor mu?

  • “Yeterli zaman yok.”
  • “Yeterince iyi olmayacağım.”
  • “Asla başaramayacağım.”
  • “Ya benden hoşlanmazlarsa?”
  • “Bir şey mi unuttum? Hatırlayamıyorum ama sanırım yaptım… ”
  • “Yeterince uyumuyorum.”
  • “Yeterince param yok.”
  • “Fiziksel özelliklerimden memnun değilim.”
  • “Sürekli alışveriş yapıyorum.”
  • “Her an ve her yerde ölebilirim.”

Buna, ülke ekonomisi, sağlık koşulları, iklim değişikliği, ebeveyn kaygıları (kendi ebeveynliğinizle ilgili endişeleriniz veya yaşlanan ebeveynlerin bakımıyla ilgili endişeler de dahil olmak üzere) tüm diğer kaygıları da ekleyin. Aslına bakarsanız kaygı yaratmak için sonsuz ve sınırsız seçenek var.  

Anksiyete, en kötü durum senaryoları ile beslenir ve düzensiz beslenme, uyku yetersizliği ile gelişir.

Anksiyete bulaşıcıdır. Gergin ve endişeli olduğumuzda, ses tonu, yüz ve fiziksel hareketler gibi sözsüz ipuçlarıyla kaygıyı başkalarına aktarırız. Bu, kalp atış hızı, tansiyon ve stres hormonu seviyeleri gibi daha az belirgin faktörlerle birlikte, diğerlerinin içsel durumlarını etkileyebilir. Hiper-uyanıklık ve endişeyle dolu bir odaya girerseniz, diğerleri hemen gerginliğinizi hissedecektir.

İyi haber ise, kaygıyı nasıl karşılayacağımız konusunda mutlak bir seçim yapma olanağımız oluşudur. İnsan aklı, bir anlam üretme makinesidir ve bu makine hikayeye verdiğimiz ilgi ile körüklenir. İyiliğe dönüş ise, hem yarattığımız öykülerden daha fazla anlam çıkarma, hem de kaygı tetiklendiğinde bilinçli seçimler yapma isteğimiz ile ilgilidir. Aksiyeteyi yönetme yolculuğu, şimdiki zaman farkındalığından, pozitif düşünce gücü ve bakış açısından beslenmek konusunda daha cesur olmaya çalışmayı öğrenerek başlar.

Kaygılar ve Yapılmayacaklar

1. Yapmayın: Zihninizin sizi beslediği her hikayeye inanmak. 

Yapın: Merak, açıklık ve sorgulama isteği ile düşüncelerinize dikkat etmek.

Zihnimizin işleyişine dikkat edersek, şartlı zihnin üç favori başlığa sahip olduğunu fark ederiz: “Yanlış bir şey var.” “Yeterli değil.” “Yapmam gereken bir şey var.” Bu öykülerden her biri endişeyi tetikleyebilir. Bunun somut bir model olduğunu bilmiyorsak bu hikayelere inanmak yersizdir.

2. Yapmayın: Kendinizi yok edilmeyi bekleyen bir kurban olarak görmek. 

Yapın: Kurban tarifini değiştirmek; Başkalarıyla ve kendinizle daha fazla farkındalık ve kendi kaderiniz üzerindeki kontrolünüzü yansıtan şekillerde konuşmak. 

Anksiyetemizin altında yatan şey, bize bir şeylerin olacağı ve bunların ne olduğu, ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği konusunda çok az bilgimiz olduğu duygusudur. Bilinmezlik anksiyeteyi güçlendirir. Oysa, her şeyi bilmek ve kontrol altında tutmak mümkün değildir. Henüz yaşanmamış olan şeylerin endişesi, mağduriyet duygusunu besler. 

Hikayeyi değiştirmek – kendinizi kendi kaderinizin sorumlusu olarak atamak korkuyu karşılamada yardımcı olur. 

Bunu yapmak, algılanan tehditler için tetikte olma alışkanlığımızı durdurmamıza ve bunun yerine, hayatlarımızda neyin iyi ve güzel olduğunu anlamaya çalışmamızı sağlar.

3. Yapmayın: Anksiyete yaşadığınızda kendinizi yargılamak. 

Yapın: Endişeli olan tarafınıza sabır ve merhamet göstermek. 

Başka bir deyişle, direnç gösterdiğiniz her şey çoğalır. Hayatımızda anksiyeteyi azaltmanın anahtarı, onu anı mahvedecek bir canavar olarak görmeyi bırakıp, şimdiki anın farkındalığına odaklanmaktır.  

Kendine acımak, kendinde kusur aramak, her an tetikte olmaya çalışmak oldukça yorucudur. Oysa hayatı olduğu gibi kabul etmek ve elinden gelenin en iyisini yapmak, geri kalan ayrıntılarıysa evrenin doğal döngüsüne bırakmak gerekir. Kaygıların içinde fekaketin gelmesini beklemek yerine hayata karışmak daha iyi bir fikir değil midir? Yaşamın iniş çıkışlarında gezinirken elinizi tutan gerçek bir arkadaşınızın olması, kendinizi daha güvenli, daha cesur ve daha neşeli hissetmenizi sağlar.

Anksiyete Anında Kendinizi Rahatlatmakla İlgili İpuçları

Yavaş, derin bir nefes alıp ve kendinize “Korkmak için bir neden yok” diyebilirsiniz. Nefesinizin daha derin ve daha düzenli olması, daha az endişeli olmanızı sağlar.

Anksiyete deneyiminize dikkat edin. Anksiyete tetiklendiğinde bedeninize, zihninize ve duygularınıza ne olduğuna dikkat edin ve kendinizi direnmekten ziyade deneyimle birlikte olmaya davet edin.

Tüm akıl ve duygu durumlarının bittiğini ve geçtiğini unutmayın.

Kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda korkuyu yatıştırmaya ne yardımcı olabilir?” Ya da “Kendim için nasıl sakinleştirici bir etki yaratabilirim?”

Güzel ve güven verici fotoğraflara bakın ya da yatıştırıcı müzik dinleyin.

Huzurlu makaleleri veya kitapları okuyun.

Kendinizi tamamen güvenli ve rahat hissettiğiniz bir yerde, belki de doğada hayal etmek için bir dakikanızı ayırın. Hayal gücünüzde, bu yerin seslerini, kokularını ve renklerini duyumsayın ve vücudunuzun üzerindeki etkiyi fark edin.

Daha da iyisi: Doğada yürüyün.

Sizi yoran, bunaltan tüm sorumlulukları bir süreliğine bırakmayı deneyin. Olanı kabul etmek için kendinize izin verin. Siz her şeyi kontrol edemezsiniz! Bunu hatırlayın. 

4. Yapmayın: Yaşamınızı anlatmak için kendinizi korku romanının kahramanı ilan etmek ya da hayalet hikaye teknikleri kullanmak. Yapın: Diğer insanların endişelerinden beslendiğinizde bunu fark edin ve enerji akışını kesin. 

Bir arkadaşınıza gerçekten korktuğunuz şeyden bahsettiğinizde ve o da size kendi korkusundan söz ettiğinde, ikinizin de daha gergin, heyecanlı ve huzursuz olduğunuzu fark ettiniz mi? Varsayıma dayalı sorunları felakete dönüştürmek ya da sansasyonel hale getirmek endişe vericidir. Bu, hayalet hikayelerinin paylaşılması için harika bir tekniktir, ancak gerçek hayatta uygulandığında duyguların allal bullak olmasına neden olur.

5. Yapmayın: Gelecek kaygısı konusunda endişelenmek. Yapın: Korktuğunuzda kendinizi sakinleştirmek için rasyonel adımlar attığınız kısma dikkat etmek.

Ayrıca aksiyete anında, “Ah hayır! Bu konuda endişe duyacağım… ” veya “ Bu konuda ne kadar da aptal olacağım.” gibi kendinizle konuşmak ve hemen ardından “Bunu nereden biliyorsun?” sorusunu sorup çeşitli fikirler üretmek sizi daha çok huzursuz edecektir. 

Bunu yapmak yerine, korkmuş bir çocuğa nasıl yaklaşırsanız aynı şefkatle ve sevgiyle kendinizi kucaklayın. Korku, eleştiriye, yargılamaya veya suçlamaya iyi tepkiler vermez. Yumuşak, besleyici bir iç sesin varlığı kaygıyı durdurmanın anahtarıdır: “Bundan korkmak için bir neden yok.” “Seni görüyorum; Ne kadar korktuğunu görüyorum.”, “ Şu an her şey yolunda.”, “ Bu endişeyle yüzleşmek için ihtiyacın olan her şeye sahipsin.” gibi cümleler mutlaka işe yarayacaktır.

Günlük Yaşamda Anksiyeteyi Azaltma Önerileri

Düşüncelerinizin farkında olun. Koşullu bir zihnin size ait olmadığını ve sadece onu beslediğinizde dikkatinizi çekebilecek güce sahip olduğunu bilin.

Vücudunuzu dinle. Anksiyetenin ilk belirtisi ortaya çıktığında, onu erken aşamalarında yakalayın ve sıfırlayın.

Sadece anda olmak ve hiçbir şey yapmamak için daha fazla zaman harcayın. Her gün o kadar çok gereksiz bilgiyi alırız ki, sinir sistemimizi desteklemek için düzenli olarak entegrasyona ihtiyaç vardır.

Meditasyon. Her gün sadece birkaç dakika kendinizi rahatlatmak içsel yolunuzu bulmanıza yardımcı olabilir. 

6. Yapmayın: Anksiyetenin sadece zihinsel etkisine katılmak. Yapın: Anksiyetenin etkilerini vücudunuz genelinde tanımak.

Endişeli düşüncelerin vücudunuzda rahatsız edici duygular olarak nasıl göründüğüne dikkat edin – çoğumuzun göz ardı etmekte çok iyi olduğu duyumları bir kenara bırakın. Kendinizi daha yavaş, daha derin nefes almaya yöneltin. Şükran duygusunu içinizde hissedin ve şu an burada olduğunuz için teşekkür edin, kendinizi yatıştırın. 

7. Yapmayın: Kendinizi veya başkalarını susturmak ve bastırmak. Yapın: Korkuyu tetikleyen etkeni bulmak.

Endişeli hissediyorsanız önlemek için uzak durulacaklar:

  • Korkunç filmler, haberler
  • Kafein 
  • Gelecek korkusunu iten insanlar
  • Sosyal medya olumsuzluğu
  • Geç kalıyorum endişesi
  • Oldukça önemli yaşam kararlarını tek başına almak 
  • Şeker 
  • Hareketsizlik
  • Alkol, sigara

Anksiyetenin üstesinden gelebilecek güce sahipsiniz. Kaygılarınızın zihniniz tarafından yalnızca birer ihtimal üzerine kurgulandığının farkında olun. Eğer kaygılanacak hadiselerin birer kurgu olduğunu kabul ederseniz hayat sizin için daha yaşanır olacaktır. 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Herhangi tıbbi tavsiye ya da tedavi niteliğini taşımaz. Tüm rahatsızlıklar için bir uzmana başvurmak gerekir.

Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı