Ana Menü

Aldatılan Olmak mı? Kendini Aldatmak mı?

Shares
Dikkatlice Oku
D’She Style farkındalık🔝
Aldatılan kadın olmak bir hayli onur kırıcıdır. Ama daha fenası aldatıldığını bile bile kapıyı çekip çıkmamak değil midir?
Kadınlar neden aldatıldığını bildiği halde her şey yolundaymış gibi davranmayı sürdürür? Bir kocanın sağladığı ihtişama sıkı sıkı tutunmak mıdır vazgeçmemenin sırrı? Yoksa ‘O’ kadınla sessiz bir rekabete girişmek midir?
Sebep her ne olursa olsun, aldatılmayı kabullenip susmak, aldatılmaktan daha vahim bir durumdur. Görmezden gelmek, mutlu bir evliliğin ya da ilişkinin parçasıymış gibi davranmak, aslında insanın kendini aldatmasıdır. Çoktan bitmiş bir ilişkiyi sağından solundan çekiştirip uzatmaya çalışmak, ailece görüşülen dostlarla her zaman olduğu gibi bir araya gelip mutlu çift tablosu çizmek, tatil planları yapmaya devam etmek, sosyal hayata karışmak ve bütün bu anları ölümsüzleştirmek adına fotoğraflamak ve elbette etrafla paylaşmak neyi kanıtlar sizce?..
‘Adam’ hala bana ait demek için midir bunca gayret? Bütün bunlar kalbi bir başkasına ait bir adamı avcunun içinde tutmanın zaferi midir? Cevap kocaman bir ‘Hayır!’ Bazı duyguların bitmiş olduğunu yok saymak, insanın yalnızca kendini kandırması olur.
Öyleyse; aldatılan olmak mı? Kendini aldatan olmak mı daha beterdir?
İlişkilerin belki de en büyük handikapı bir tarafın bir şeylerin tükendiğini kabullenmemesidir. Bir zamanlar sevilen ve seçilen kadın iken ve belki de birbirinize ‘Sonsuza kadar’ yeminini etmişken, bir gün yerinizi bir başkasının almış olduğunu öğrenmek elbette tam manasıyla soğuk duş etkisi yaratacaktır. Böyle bir durumla karşılaşmak oldukça can sıkıcıdır. İşler planladığınız gibi gitmemiş, ‘Size göre hiçbir sorunun olmadığı’ evliliğinize sekte vurulmuştur.
Oysa hiç düşündünüz mü? Belki de sizin sorunsuz sandığınız evlilik, karşı taraf için adeta bir cehennemi andırmaktadır. Birlikte geçirilen vakitler gittikçe azalmış, gerekmedikçe konuşulmaz olmuştur. Evlilik denilen kurum, iki insanın sonsuz sevgiyle, saygıyla ve sadakatle yürüdüğü bir yol olmaktan çıkmışsa eğer, emin olun bu aşamaya bir sabah uyandığınızda gelmemişsinizdir. Azala azala bitersiniz çünkü. Hiçkimse, istisnai durumlar dışında ve eğer akli dengesinde bir sorun bulunmuyorsa, aniden zihninde yanan bir ışıkla gidip bir başkasında aşkı aramaz! Olan şudur; Kendini kapana kısılmış gibi hissettiği bir hayatı yaşamak zorunda olan taraf, onu bu kaosun içinden çekip çıkaracak birinin şefkatle uzanan elini tutmuştur. Atmayı unutan kalbi aşkla çarpmaya başlamış, gözlerindeki ışık yeniden parlamıştır. Onu anlayan, duyan, dinleyen, koşulsuz ve karşılık beklemeden seven biri ruhuna dokunmuştur. Empati yapmak zor olabilir ama aynı durum sizin de başınıza gelebilirdi öyle değil mi? Sizi şefkatiyle sarıp sarmalayan bir adama aşık olmak ve kaderiniz sandığınız kabustan uyanmak gibi mesela!
Birlikteliklerde aldatmayı huy edinmiş, maceradan maceraya koşan adamlar bambaşka bir yazı konusu olur. Onlarla bir arada yaşamaya devam etmek çok daha onur kırıcı bir durum aslında. Benim bahsetmek istediğim konu ise tamamen farklı bir bakış açısını yansıtıyor. Mutsuz evliliklerde sıkışıp kalmak ve devam etmekte ısrarcı olmak benim anlatmak istediğim.
Evliliğinizde eğer sevgi bitmişse ve bir anlamda aynı evi paylaşan birer yabancıya dönüşmüşseniz, bu durumla yüzleşmeyi reddetmek hem kendiniz hem de partneriniz için içinden çıkılamaz bir kısır döngüyü yaratacaktır. Yerinizi alan kadını sorgulamak, bulup çıkarmak, hatta onun gibi olmaya, onun kimliğini giyinmeye çalışmak, başkalaşmak, ‘O’ olmaya çabalamak afaki bir gayrettir ve sizden uzun zaman önce vazgeçen kocanızın geri dönüş bileti olamaz. Çünkü; o kimlik size ait değildir ve üzerinizde eğreti durur.
Yol ayrımına gelindiğini bir türlü kabullenmemenin sebeplerinden biri, ‘Ben onun için en güzel yıllarımı verdim’ ya da ‘En zor zamanlarında yanında ben vardım’ düşünceleriyle dev bir hırsa kapılmaktır. Aslında burada dizginleri eline alan egodan başkası değildir. Özellikle bir kocanın yarattığı konforlu alanı terk etmek istemeyen kadınlar için ego baskın bir etken olacaktır. İfade etmesi kulağa hoş gelmeyebilir fakat doğruları duymak can acıtıcı olsa da birinin çıkıp söylemesi gerekir. Artık size kalben, ruhen ve bedenen ait olmayan bir adamı gerek çeşitli baskılarla (Örneğin; çocuklar, yaşlı anne ve babalar ya da elalem!) gerekse bir takım ajitasyonlarla (Onsuz yaşayamayacağınızın altını çizmek, hastalanmakla tehdit etmek, buhran geçirmek) elinizde tutmak sizce ne denli sağlıklı olacaktır?
Sizi temin ederim ki, kimse sizi yarı yolda bırakmamış, aksine yol orada bitmiştir. Öyleyse size hiçbir faydası olmayan hırslardan, kıskançlıklardan, öfkeden, nefretten ve elbette egodan sıyrılıp birlikte geçirilen zaman için teşekkür etmek ve ilişkiyi sonlandırmak en doğru karardır. Sizin ona özgürlüğünü geri vermeniz ve seçtiği kadınla yeni bir hayat kurması için sahneden inmeniz sizi eksiltmez. Bilakis aynı zamanda kendinize de özgürlüğünüzü vermiş olursunuz. Belki de en önemlisi, ‘Mış gibi’ yapmaktan kurtulursunuz.
Sizi siz yapan inançlarınıza, farkındalıklarınıza sahip çıkmanız için en geçerli sebep, kendi değerinizin bilincinde olmanızdır. Vazgeçilmiş olmak bir kusur ya da bir kayıp değildir. Vazgeçilmiş olmak, oyunu kaybetmiş olmak, yenilmek değildir. Suç ya da suçlu aramaya gerek yok. İnsanlar aynı dili konuşamayabilir, farklı beğenilere sahip olabilir. Biri diğerinin yapmaktan keyif aldığı bir şeyi zorundalıkla yerine getiriyor olabilir. Birliktelikler birbirini tamamlamak değil midir? Biri sizinle tamamlanmıyorsa zorlamanın, oldurtmaya çalışmanın yıpratıcı etkisi aslında en çok sizi tüketir.
Hayatın tek bir anı dahi boşa harcanmayacak kadar değerli ve mutlu anlar çoğalmak için sizi bekliyor. Ne aldatılın, ne de kendinizi aldatın. Unutmayın, her son yeni bir başlangıçtır.
Sevgiyle ve Işıkla,
Sevgim Çöloğlu
Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.

www.dshestyle.com web sitesinde yer alan herhangi bir içerik yazılı izin olmadan kopyalanamaz, değiştirilemez ve diğer basılı ve dijital alanlarda (web sitesi, blog, dergi, kitap vb.) kullanılamaz. www.dshestyle.com web sitesi ve yazarlarının hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda belirtilen hükümlerle korunmaktadır. www.dshestyle.com’da yer alan bir yazı, makale, görsel vb. içeriğin başka bir mecrada yayınlanabilmesi için yazının hak sahibine telif hakkı ödenmeli veya içerik sahibinden yazılı izin almalıdır.

Bunların yanında web sitemizde bulunan yazı ve makalelere atıfta bulunabilir, içerikler makalelerde kaynak gösterilebilir, izin alarak, yazar adı ve yazının web sitemizde bulunan sayfasına bağlantı vererek alıntı yapılabilir. Yapılan alıntılarda kesinlikle değişiklik yapılamaz.

Yukarı