Ana Menü

İstanbul’da Hafta Sonu Rehberi / 29 – 31 Mart

Shares
Dikkatlice Oku
D’She Style hafta sonu rehberi🔝
Bu hafta sonu yapılacaklar listemizde; İstanbul’daki Vintage butikleri keşfetmek, 1940’lı yıllara doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkmak, dönem modasına ait kıyafet ve aksesuarların naif ruhuna dokunmak ilk sırada yer alıyor. Vintage tutkunları için seçtiğimiz butikler ise; Sentetik Sezar, Atölye Mariposa, By Retro, Fey, Pied de Poule. Boğaz’ın göz alıcı ve bohem semti Arnavutköy’ün dar sokaklarında yürümek, Çilek Tarlaları, a bit of Eggo ve Fotini Cafe’de kahve molası vermek, yeni tatlar denemek bulunuyor. Yeni çıkan kitapların arasından seçtiklerimiz ise;  Dr. Bahar Tezcan / İmkansız İlişkilerden Mümkün İlişkilere, Ece Ergönenç / İçimdeki ve Elif Ezgi Uzmansel / Bu İş Kafada Bitiyor var.
İstanbul’un Vintage Butikleri
Fey
Fey’in kurucu ve kreatif direktörü Fatoş Yalın Arkun. Moda editörlüğünden 2013’te açtığı Fey’e dek yolculuğu hep estetik arayışlarla geçmiş. Nihayet birikimlerini insanlarla paylaştığı Fey’de aradığı ışığı da yakalamış: Gün ortasındaki ay ışığı. Fey’de eksikliğini hissedip ürettiği kıyafetleri, vintage’ları, aksesuarları ve ev eşyalarını insanlarla buluşturuyor. Burada Paris ve New York’tan getirttiği vintage kıyafetlere, özellikle markalı olanlarına yer veriyor. Fey’in en önemli özelliği özenle seçilmiş vintage kıyafetlerin minimal bir şekilde sergilenmesi. Vintage mağazalarında görmeye alıştığımız keşmekeş, yığın ve bakmaya nereden başlasam acaba durumu burada yok. Zaten Fey de büyülü, ezberbozan ve eşsiz demek.

 

By Retro

Türkiye’nin en büyük, dünyanın ikinci en büyük vintage ve retro mağazası. By Retro’nun kıyafet ve aksesuar yelpazesi oldukça geniş. Bir depo gibi görünen mağazada, 1940’lardan 2000’lere kadar pek çok ürün yer alıyor. Kapısından bir kez girdiniz mi, kendinizi zamanların birbirine geçtiği Geleceğe Dönüş filminde gibi hissediyorsunuz. Bir astronotu kafasında asker kepiyle ya da funky saçlı bir mankeni nostaljik bir gelinlikle görürseniz şaşırmayın. Burada çok ucuz kıyafet ve aksesuarlar da var, çok pahalılar da. Kıyafetleri deneyebilir ve hatta kiralayabilirsiniz. Mağazanın sahibi Hakan Vardar, çocukken kendisine eski bir deri ceket almış ve ceketi okulda büyük ilgi görmüş. Bunun üzerine eski kıyafet ve aksesuarların cazibesine kapılmış, vintage ve retro koleksiyonerliği yapmaya başlamış.
Pied de Poule
Buraya Şelale Gültekin’in saklı cenneti diyebiliriz. Anneannesinin giysilerini saklayarak başlamış vintage macerası. Daha sonra Musevi arkadaşlarının ailelerinden edindiği şeyleri de katmış sakladıklarının arasına. Tüm bu şeyler bir ev kadar olunca da Pied de Poule’yi açmaya karar vermiş. Financial Times, Wallpaper, New York Times gibi yayınlara konu olmuş, televizyon programlarında boy göstermiş. Burada 1920’lerden günümüze dek birçok kıyafet, ayakkabı ve çanta bulabilirsiniz. Pied de Poule’ün en ilgi çekici yanı ise 300’den fazla şapkaya sahip olması, ki bu şapkaları başka bir yerde bulmanız zor. İçlerinde çarliston taçları, Viktoryen kukuletalar bile var. Aslında bu ikinci en ilgi çekici nokta. İlki, Şelale Gültekin’in 1900’lerden kalma korselerden, ipek çoraplardan, dantellilerden oluşan iç çamaşırı koleksiyonu. Ama bu kısım oyunların kilitli bölümü gibi, yani rica ederseniz gösteriyor. Buraya sırf bu nadide şeyleri görmek için bile gidebilirsiniz. Ama uyaralım, hiç aklınızda yoksa bile bir şeyler almadan çıkamıyorsunuz.
Petra Vintage
Petra Vintage; Galatasaray Hamamı’na giderken solda, dışarıda asılı olan kıyafetlerden hemen tanıyacağınız bir vintage dükkanı. Giriş katı ve alt kat olmak üzere iki kısımdan oluşuyor (gezerken alt katı atlamayın.)  Burası hem bir sergi salonu hem de bir oyun alanı gibi. Klasik bir vintage mağazasındaki dağınıklığa ve ürün fazlalığına sahip ama karıştırmanızda ve denemenizde hiçbir sakınca yok. Sadece bakmak ve seçtiklerinizi üstünüzde görmek için bile gidebilirsiniz. Fiyatlar da oldukça makul. “Başkalarına benzemek istemiyorsan vintage giy” sloganıyla Petra Vintage size kıyıda köşede kalmış, orijinal vintage kıyafetler ve aksesuarlar sunuyor. Ya Petra Vintage’a zaman ayırın ve her şeye tek tek bakın ya da sahibi Ömer Tuncay Usta’nın önerilerini dikkate alın. Bırakın sizi zamanda geriye götürsün.
Atölye Mariposa
Atölye Mariposa’nın Cihangir ve Teşvikiye olmak üzere iki şubesi bulunuyor. Kız kardeşler Didem Arayıcı ve Banu Öneş’in önce 2007’de Cihangir’de açtıkları bu vintage butik yoğun ilgi görünce, 2011’de Teşvikiye’ye bir şube daha açmaya karar vermişler. İki kardeş sinema işletmeciliği yapan bir aileden geldikleri için sinemanın büyülü dünyası, kostümleri ve dekorları onları her zaman çok etkilemiş. Butiklerine de bu masalsı dünyayı yansıtmışlar. Burası adeta Alice’in çay saati masası gibi. Çiçekli zarif elbiselerin yanında porselen tabaklar, Marie Therese stili avizeler, kanaviçe yastıklar, İngiliz tarzı puflar görebiliyorsunuz. Ayrıca butikte Banu Öneş’in tasarımları ve genç tasarımcıların kıyafet ve aksesuarlarına da yer veriliyor. Uçuşan etekler, fiyonklar, inciler… Kelebek anlamına gelen Mariposa sizi neşeli ve pır pır bir alışveriş deneyimine davet ediyor.
Sentetik Sezar

Birçok müşterisinin kıyafetler ve mağazanın yanında mutlaka sahipleri Derya ve Yılmaz’ın güler yüzü için gittikleri mağaza, Facebook’ta hatırı sayılır bir hayran kitlesi kazandıktan sonra ilk olarak Cihangir’de açıldı. Cihangir’deki mağazasının ardından şimdi de Kadıköy’de vintage tutkunlarının uğrak yeri olan Sentetik Sezar, sadık bir takipçi kitlesine sahip.

İstanbul’da özellikle Galata, Beyoğlu, Cihangir, Kadıköy gibi semtlerde sık sık vintage mağazalara rastlanırken, Sentetik Sezar samimi ve özgün tarzıyla benzerlerinden sıyrılıyor.

Tüm kıyafetlerin kuru temizleme, tamir ve özenli bir hazırlanmadan sonra vitrine koyulduğu mağazada, mis gibi kokular sizi karşılıyor.

Kaynak: zeroistanbul

Arnavutköy Mekanlar:

Fotini Cafe / Arnavutköy

Çocuklu aileler düşünülerek tasarlanan Fotini Cafe, özel çocuk odası sayesinde ailelere hoş bir sürpriz yaşatıyor. Hamileler için özel organik çay baby bauch, sağlıklı yaşayanlar için detoks çayı, ızgara sebze salatası gibi özel lezzetleri ile kalpleri kazanıyor.

Çilek Tarlaları / Arnavutköy

Fransız mutfağı denince herkesin aklına gelen lezzetler vardır. Sufle, krep, mousse gibi lezzetler bir çoğumuzun damağında yer etmiş lezzetlerin başında gelir. Ancak gerçek bir Fransız işin içine girince soğan çorbası, Fransa’ya özel tavuk yemeği ‘Coq au Vin’, filmi bilinen ancak tadını herkesin bilmediği ‘Ratatouille’ gibi lezzetlerin yanı sıra kruvasan, peynirli sufle, fransız tostu ve daha bir çok lezzeti  bir de Çilek Tarlaları’nda deneyin.
A Bit of Eggo / Arnavutköy
Her ne kadar yumurta ve yumurtalı ürünler odaklı bir mekan olsa da menüde birçok farklı alternatif de bulunuyor. 4 farklı bowl çeşidi (Granolalı, kepekli yulaflı, mısır gevrekli ya da yoğurtlu; hepsi de meyveli –tabi isteğe bağlı değişimler mümkün); ezine peynir, zeytin ezmesi,  salatalık, domates ve kendi hazırladıkları krem peynir eşliğinde simit tabağı; kendi yaptıkları nutella ve reçeller eşliğinde kruvasan bunlardan yalnızca birkaçı. Tost, bagel ve wrap gibi hem sabah hem öğlen tercih edilen yemekleri yanı sıra salata ve kendi hazırladıkları kıymadan yaptıkları burgerler de var. Burger ve saltadan sıkılanlar için menüde ayrıca acı tatlı tavuk şiş, domatesli köfte, mac’n’cheese ve somon tava da bulunuyor. Belirtmekte fayda var, mutfak çalışanlarının tümü Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) çıkışlı.
Kitap Tavsiye:
İmkansız İlişkilerden Mümkün İlişkilere / Dr. Bahar Tezcan

Oysa bir ayrılıkla başladı hayat. Annenin güvenli bedeninden kopan insan, yaşamı da ölüm denen ayrılıkla terk edecek.”

“Geçmişi anlamak bugünkü ilişkileri anlamaktır. İmkânsızdan mümküne geçmektir.”

Biriyle karşılaştınız bir gün. Üzerinde sizi kendisine çeken mıknatıslar vardı. Kalbiniz öyle hızlı atmaya başladı ki, “İşte,” dediniz, “hayatımın aşkı.” Bir anda peri tozu serpildi hayatınıza. Çok mutlu oldunuz, onsuz yaşayamayacağınızı düşündünüz, sözler verdiniz birbirinize, hatta evlendiniz belki. “Ölüm bizi ayırana dek,” dediniz sesiniz titreyerek. Lakin masal burada bitmedi. Ne olduğunu anlayamadan hayatınıza serpilen peri tozlarında boğulmaya başladığınızı hissettiniz. Bir şeyler ters gidiyordu. Sevilmek için sürekli çaba sarf ediyor ama bir türlü karşılığını alamıyordunuz. Sizi hayatınızın aşkı olduğuna inandığınız kişiye çeken mıknatısların, geçmişinizde yaşadığınız acılar olduğunu anlayamadınız. Ama gitmesine de izin veremezdiniz çünkü küçük bir çocukken de terk edilmek en büyük korkunuzdu. Bağlandığınızı sandığınız kişinin bağımlısı olmuştunuz. İmkânsız bir ilişkinin çıkmaz sokağındaydınız artık. Peki, bu ilişki nasıl mümkün olacaktı?

Psikiyatrist Dr. Bahar Tezcan’ın ilişki bağımlılığı, narsist bireyle ilişki, evlilik gibi konular üzerine kaleme aldığı, çeşitli vakalar ve denemelerin vücuda getirdiği İmkânsız İlişkilerden Mümkün İlişkilere; bir solukta okuyacağınız, kendinizden, geçmişinizden, ilişkilerinizden de parçalar bulacağınız, kaçtığınız gerçeklerle yüzleşeceğiniz, terapi niteliğinde bir başucu kitabı.

(Tanıtım Bülteninden)

İçimdeki / Ece Ergönenç

Nefes, hızla dönüşmekteydi. Taşıdığı genler, onu gerçekle acımasızca yüzleştirirken bugüne kadar inandığı tüm gerçekler yıkılıyordu. Nefes yeniden doğuşunun şafağında, en büyük karanlığını yaşıyordu…

Ezberlerle zihnini yöneten bir insan kopyasının, gerçek bir yaşam yaratma şansı var mıydı? Sorgulamadan var olmanın bedelini, kendini unutarak mı ödüyordu insan?

Ve insan, kendi yüceliğini idrak etmedikçe gerçek bir yaşam yaratamayacaktı.

Evrim… Her varlık mutlak potansiyeline doğru evrilirken bu aslında değişimden öte düzeltmedir. Dışarıdan tahmin edilemeyen bu mutasyonun alacağı son hal, varlık içinde tam krokisiyle kayıtlıdır. İnsanın evriminin düzlemi öngörülemese de DNA’sına kayıtlı olan öz program ile ulaşacağı mutlak potansiyeli tanrısallıktır. Çünkü insan bunun için kodlanmıştır.

En büyük değişim de bir engelle karşılaştığı anda yaşanmaya başlar. Bunlar da korkularıdır. Ve insan, zihin hapishanesinden çıkmaya cesaret ederse, içinde kayıtlı bulunan güce ulaşacaktır.

Soluksuz okuyacağınız bu roman, büyük bir dönüşümün hikâyesidir…

Siz de dönüşüme hazır mısınız?

(Tanıtım Bülteninden)

Bu İş Kafada Bitiyor / Elif Ezgi Uzmansel

Zihnimiz ile bedenimiz nasıl barışır?
Motivasyonun kaynağı nerededir? Adım attığımız sağlıklı yaşam yolu geçici bir diyet macerasından çıkıp kalıcı bir “kendine iyi davranma hareketine” nasıl dönüşür?

“Sağlıklı yaşam düşüncesine ‘diyet’ gözüyle bakmaktan vazgeçmeliyiz. Asıl hedefimiz, kendimizi ikna etmek olmalı. Ancak bu sayede her pazartesi başlayıp salı günü bozduğumuz beslenme savaşını sona erdirebilir, suçluluk duygusundan ve fazla kilolarımızdan kurtulabiliriz. Bunu yaparken bahanelerden ve uydurulmuş bilgilerden arınmalıyız. İrademizin, ikna olduğu düşüncenin peşinden yürüdüğünü ve bu düşüncenin bize uygun olması gerektiğini aklımızda tutmalıyız.

Gerekçelerin yaşamımızda ya da tıbbi yapımızda bir karşılığı yoksa, ‘Yürü be! Kim tutar seni!’ tezahüratı bir nefeste söner gider. Bizim de zaten zedelenmiş olması muhtemel motivasyonumuz, yani arzu ettiğimiz yolu yürüme gücümüz iyice kaybolur. Motivasyon, ‘Aldım gazı, gidiyorum’ halinden fazlasıdır. Elbette içinde coşku, istek, kıvılcım barındırır. Ama hem en sakin hem de en karmaşık halimizde varlığını hissettirecek bir şey olmalıdır.”

Sağlık koçu Elif Ezgi Uzmansel, tam da bu frekansı bulmamız için hazırladığı Bu İş Kafada Bitiyor kitabıyla bizi bugüne kadar uygulayıp da başarısız olduğumuz tüm yöntemleri bir kenara koymaya ve sağlıklı yaşam yolunda emin adımlarla ilerlemeye davet ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı