Ana Menü

Evrim Balıkçı

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style söyleşi🔝

D’She Kadını Sevgili Evrim Balıkçı’ya sorduk:

Kadınlar neden zor ilişkileri seçiyor sizce?
Sakin, şefkatli ve huzurlu ilişkileri yaşamak varken, neden canını acıtanı, mücadele etmek zorunda bırakanı seçiyor?

Bunun pek çok farklı nedeni olabilir, tamamen kişiye özel durumlar içeriyordur.
– Filmlerde, şarkılarda, toplumsal kodlarda bu güne kadar aldığımız;
aşk = kavuşamamak,
aşk = acı çekmek,
aşk = hasret gibi ilişki örneklerinin işlenmiş olması bilinçaltını bu şekilde programlar.
– Çocukken şahit olduğu kadın-erkek ilişki örnekleri huzurlu, mutlu bir çift değilse;
aşk = acı,
aşk = tartışma,
aşk = zorluk,
aşk = çatışma gibi bilinçaltı programını bu yönde etkilemiş olabilir.
– ‘’Mutlu aşk yoktur’’, ‘’Ben yeterince değerli değilim’’ veya ‘’Ben olduğum gibi sevilmeye layık değilim’’ inançları da kişide varsa, kendisine bunu yaşatacak ilişkileri zihnindeki bu programla uyumlu olarak, ayna olarak hayatına çekebilir.

Bu programlar nerden gelir? Tabii yine 0-6 yaş dönemi anne babadan yeterince sevgi ve değerlilik duygularını alamamış, doyurulmamış kişilerde rastlıyoruz.
– Zor olanın çekici gelmesinin bir nedeni de, zoru başarmak, elde etmenin kendisini daha başarılı(ego tatmini için) ve böylece daha değerli hissetme çabasından kaynaklı da olabilir.
– Çocukken babası uzakta olmuş, baba ile yeterince bağ kuramamış bir kız çocuğunda da ilişki=uzaklık, kavuşamama gibi inançlar yerleşmiş olabilir. Buna uygun olarak kavuşamayacağı, başka şehirlerde, daima bir mesafenin olduğu veya engelin olduğu ilişkileri hayatında var ediyor, böylece acıyı tekrar deneyimliyor olabilir.
– Kadınların ayrıca, zor olanı kolaylaştırabileceğine dair olan ümidi ve bu çabanın boş olduğunu henüz deneyimlememiş olması da kadınları ‘Zoru adam etme’ uğraşına itebiliyor.
– Bir diğer neden de, kendini tanımıyor olmak. Bu ne demek; ne istediğini bilmiyor olmak. Böylece seçici olmayı bilmeyen kadın, kriterlerine uygun olmasa da kendisine yönelen erkeğe tamam deyip, yaşadığı olumsuz ilişki deneyimi ile ne istemediğini öğrenip ne istediğini belirlemeyi ve seçici olmayı öğrenir. Yani bunu öğrenmeye ihtiyacı vardır, acıdan doğrularını çıkarmak için.

Ancak en temelde kişinin kendisiyle barışık olması, yalnızlık duygusundan kurtulması, kendi değerini gerçekten fark etmesi gerekiyor. Özsaygısı yüksek kadın kendisine iyi gelmeyen ve standartlarının altındaki erkeklere veya ilişkilere hayır diyecek kadar güçlüdür. Değersizlik duygusu, özsaygı eksikliği, korkular nedeniyle hak ettiğinin altındaki ilişkilerde takılıp kalabiliyor kadınlar.

Çoğu ilişkide bir taraf karşısındaki insanın özgürlüğünü kısıtlamaya çalışıyor ve diğer kişi de bunu kabulleniyor, tercihlerini, seçimlerini ve hatta kararlarını değiştirmek zorunda kalıyor. Sizce birini sevmek ona boyun eğmek midir?

Elbette değildir. Boyun eğdirenin amacı nedir sizce? İlişki güç gösterisi alanı olmamalıdır. Boyun eğmek kendin olamamayı kabul etmek demektir. İlişkinin başlarında ödün vermek onu elde etmek için sık yapılan bir hatadır. Ancak o ödün sürekli verilir hale gelince bir süre sora ilişki yorucu ve tüketici bir noktaya kişiyi taşır ve kişi kendine dönmeyi özler. Özgürlüğün kısmen belli ölçülerde biz olabilmek adına azalması kişinin kendisinin farkındalığı ile kendi isteği ile yapabileceği bir şeydir. Ama bu kendin olmayı bırakmak değildir. ‘Biz’in içinde ‘Ben’i korumak gerekiyor. Kısıtlamaların en temel nedeni güven vermeyen partnerlerdir. İlişki güven zemininde ve ‘’Benim için en değerli kişi sensin’’ duygusunun partnere hissettirilmesi ile sağlam zemine oturacaktır. Ona değerli olduğunu, öncelikte olduğunu hissettirdiğinizde ve güvenilir, sadık olduğunuzu hissettirdiğinizde kişi sizi kısıtlamayı bırakacaktır. Kısıtlamaların nedeni aslında kaybetme korkusudur.

Boyun eğmek ve fedakarlık arasındaki ince çizgiyi nasıl ayırt edebiliriz?

Ben boyun eğmek ile fedakarlığın aynı kökten geldiğini, farklı olmadığını düşünüyorum. Soruda kast ettiğinizin özveri olduğunu anlıyorum. Öyleyse burayı biraz açalım; Fedakarlık kendine rağmen ödün vermektir ve bu boyun eğmeye de götürür kişiyi. Özveri ve fedakarlığı ayırmamız gerekiyor. Özveride kendi isteğinle ve sevginin doğal bir edinimi olarak verirsin ve bu beklenti taşımaz. Oysa fedakarlık kendine rağmen (ödün) vermek olduğu için kar beklentisi barındırır ve fedakarlık hiçbir zaman ettiğin fedaları karşılamaz.

Bu açıdan baktığımızda sorunuza ‘’Boyun eğmek ve özveri arasındaki ince çizgiyi nasıl ayırt edebiliriz?’’ i değerlendirdiğimizde, istemediğin halde, rahatsız olduğun halde, içine sinmediği halde onun için değişiyorsan bu fedakarlıktır, boyun eğmedir ve bir gün bunun acısı en olmadık yerde ve zamanda patlayacak, açığa tepki olarak çıkacak demektir. Özveri ile davrandığında bu olmaz. Aradaki ince çizgi ise, kendinize şunu sorduğunda ortaya çıkar; ‘’ Kendime rağmen mi bunu yapıyorum?’’ cevabı evet ise ince çizgiyi geçtiniz ve kendinize haksızlık ediyorsunuz demektir.

Bencil bir eş ya da sevgili ile ilişki yaşamanın verdiği hasarlar nelerdir sizce?

Özdeğer duygunuz azalır, özsaygı kaybına uğrarsınız. Bencil kişi ile olan ilişkide siz arka plandasınızdır. Empati yoktur veya çok azdır. Bu da sizi incitir. Sevilmediğinizi hissedersiniz. Doğrudur, çünkü bencil insan kendisini de aslında sevmiyordur. Kendini sevmeyen kişinin sizi sevmesini de bekleyemezsiniz.

Bir ilişkide aşk varsa, onunla birlikte acı, öfke, hırs, kıskançlık, heyecan, tutku da yaşanıyor. Sevgi ise daha güvenli, sadakatli, vicdanlı ve merhametli bir duygu. Aşkın olmadığı bir ilişkide sevgi tek başına yeterli mi?

Aşk = acı, öfke değildir. Aşk coşkudur, büyüdür, heyecandır, tutkudur. Acı ve öfke aşka veya sevgiye ait duygular değildir.

Sevgi daha güvende hissettiğiniz, temelleri sağlam, vicdanlı, merhametli, yapıcı, özverili ve sizi büyüten, geliştiren, var olmanıza katkı sunan bir duygudur. Sevgi aslında bilgiden doğar. Ne demek bu?

Bir insanı tanıdıkça, bildikçe severseniz, seversiniz. Aşkta tanıma, bilme henüz yoktur. Kafanızdaki şablona uygun olduğunu düşündüğünüz birine yoğun ve karşı konulamaz bir ilgi duyarsınız. Aşkın sevgiye dönüşmesi veya dönüşmemesi işte onu tanıdıkça ortaya çıkar. Sevgiye dönüşmeyen aşklar biter. Aşk her şekilde bitecektir ama önemli olan birbirinize uygun olduğunuzu, anlaşıp anlaşamadığınızı, aranızdaki uyumu onu tanıdıkça görmek, güvenmek ve ilerlemek ile aşkınız sevgiye dönüşürse şanslısınız demektir.

Aşktaki ilgi aslında gerçek bir ilgi değildir. Sevgi ise tanımaktan kaynaklı etkin ilgi, sorumluluk ve saygı içerir. Bu dördü gerçek bir sevginin yapı taşlarıdır. Bilgi(bilmek, tanımak), ilgi, saygı sorumluluk. Bu 4 bileşeni içermeyen sevgiler iki kere düşünülmesi gereken zayıf sevgilerdir. Bu 4 unsurun sevgide var olması, yoksa da yapılandırılması gerekir.

İlişkilerde dengeyi sağlamak nasıl mümkün olabilir?

İlişkilerde denge biz olmayı becerebilirken benini koruyabilmekle mümkündür. Ancak bunun için de şunu söylemeliyiz; Ben olmayı bilmiş bireyler ilişkide biz olmayı başarabilirler. Her ben olmayı başarmış kişi biz olmayı bilecek diye bir şart yok ama biz olmayı başarmışlar öncesinde mutlaka ben olmayı başarmışlardır. İlişkide denge egonuzdan sıyrılmanız, empati yeteneğinizin gelişkinliği, saygı duyan, sevginin sürekli ilgi istediğini bilen ve birbirini özel, önemli ve değerli hissettiren çiftler arasında kurulabilir.

Daha iyi bir sen olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı