Ana Menü

Bahar Okyar

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style söyleşi🔝

D’She Kadını Sevgili Bahar Okyar’a sorduk;

Bize kendinizden bahseder misiniz?

İstanbul’da doğup büyüdüm ancak yazları Marmaris’te ailemin otelinde
geçirirdik. Babam aynı zamanda siyasetle ilgileniyordu ve hem evde hem
otelde son derece disiplinli bir ortamda büyüdük.  Abim de ben de hiçbir
zaman patron çocuğu görünümünde olmadık. Otelde ikimizin de üzerine düşen
görevler vardı ve biz de tüm çalışanlar gibi sorumluluklarımızı yerine
getirirdik.

Üniversite için İktisadi İdari Bilimler Fakültesi hedefli olarak sınava
hazırlandım ve Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler okudum. Ama mezun
olduğumda bu işi yapmayacağıma ilk senemde karar vermiştim. Aynı dönemde
Borsacılık çok popülerdi ve Hacettepe Üniversitesi’nin açtığı Bilgisayar
Destekli IMKB ve Portföy Yönetimi eğitimine katılıp sertifika aldım. Henüz
öğrenciyken İsviçre merkezli bir Broker firmanın Türkiye ofisinde 2 sene
çalıştım. Ama borsacılığında bana uygun olmadığına karar verdim. Bu sırada
mezun oldum ve Fransızca öğrenmek için Sorbonne Üniversitesi’ne gittim.
Döndüğümde de kendimi Pazarlama alanında geliştirip çeşitli markaların
Pazarlama ve Marka Yönetimlerini yaptım. Kavaklıdere’de çalıştığım sırada
firmam beni bağcılık ve şarap eğitimi için Fransa’da Ecole du Vin adlı
konusunda en prestijli okula yolladı. En son ise, Turquality desteği alan
bir markanın Marka Direktörü iken, Türkiye’den 10 yılda 10 dünya markası
çıkarmak amaçlı eğitilen Turquality Yöneticilerinden biri olarak Koç
Üniversitesi’nde eğitim aldım.

Récolte’m nasıl doğdu? Profesyonel kariyer hayatınızı bir kenara bırakarak
daha önce denenmemiş olanı denemeye nasıl karar verdiniz?

Kurumsal hayatım boyunca hep büyük sorumluluklar yüklenen pozisyonlarda
çalıştım. Bir çoğu çok zor yerlerdi. Ben tüm bu zorluklardan beslendiğimi
düşünüyorum. Mesela 10 kişilik ekip gerektiren bir işi 5 kişi ile yürütmeye
çalışırken sıkılıp söylenmek yerine bu durumdan beslendim ve çok şey
öğrendim. Sıkıldığım yani aslında öğrenecek çok da bir şey kalmayan bir işte
de vakit kaybetmeden işimi değiştirdim. Bu sayede yaratıcı olabiliyorsunuz.
Aksi takdirde şu anda etrafımda çok rastladığım, kendi güvenli bölgelerinden
çıkmayan, mutsuz, verimsiz insanlara dönüşüyorsunuz. Ben kendimde buna hiç
fırsat vermedim. Farklı ürünler için farklı yapılarda farklı deneyimler
edindim.

Kavaklıdere’de çalışırken üretimle çok iç içeydik. Üretilen ürünün doğayla
bağlantılı, mucizevi sürecine tanık olmak beni iş hayatımda en çok etkileyen
şeydi. Bu nedenle bir gün toprakla ilgili bir işim olacağına o zamanlarda
karar vermiştim.

Sonrasında birçok markanın pazarlama ve marka yöneticiliğini yaparak
pazarlama konusunda da büyük bir birikim sağladım. Mybilet’in Genel
Müdürlüğünü yaptığım dönemde ise bir yazılım ve teknoloji firması olarak
e-ticaret ve içerik yönetimi konusunda kendimi geliştirdim. Aynı zamanda
genel yönetim konusunda da bir deneyim sahibi oldum.

Tüm bu birikim ve şehirden sıkılan bunalan beyaz yakanın toprağa duyduğu
özlemi gözlemleyerek yarattım Récolte’m’i. Bağcılık bilgim, pazarlama
deneyimim, digital dünya ile ilgili deneyimlerimi birleştirip nihai
tüketicinin ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olarak kurdum.

 

Récolte’m tam olarak nedir? Sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?

Herkesin kendi rekoltesini üretmesini sağlayan bir üretim ağı. Şimdilik
bağcılık ve zeytincilikle ilgili ürünler üzerinden üretimler yapıyoruz.
Gerçek üreticiler iş ortaklarımız. Mesela siz kendi zeytinyağınızı üretmek
istediğinizde, Récolte’m üzerinde ki üretim paketlerinden size uygun olan
birini seçiyorsunuz. Bu uygunluk, hangi bölge ürünlerinden hoşlandığınız,
hangi tarz üretimi sevdiğiniz ve ne miktarda ihtiyacınız olduğuna göre
değişebilir. Seçtiğiniz paketi satın aldığınızda 1 yıllık üretim eğitim ve
deneyiminiz başlıyor. Satın aldığınız paketin üretici firması sizin üretim
koçunuz oluyor. Kendi zeytinliğinden, satın aldığınız paket kadar zeytinyağı
verecek zeytinliği size atıyor. Artık hasata kadar o zeytinliğin
sahibisiniz. Zeytinliğe istediğiniz adı verebiliyorsunuz. Verdiğiniz ad
hemen bir tabela ile zeytinliğinize yerleştiriliyor. Social Récolte’m
sayfanızdan 1 yıl boyunca tüm gelişmeler üretim koçunuz tarafından size
rapor ediliyor ve siz dilerseniz bu raporları diğer sosyal medya
sayfalarınızdan da paylaşabiliyorsunuz. Zeytinliğinizi ziyaretlerinizde
yerinde eğitimleriniz devam ediyor. En son kendi haşatınızı yaparak hasat
eğitimi alıp, size özel tasarlanan etiketli şişelenen ürünlerinizi alarak
süreci tamamlıyorsunuz.

Metropol hayatının yoğun temposuna karışan ve doğadan uzaklaşanlar için,
ruhlarını beslemek, yavaşlamak ve hayattan keyif almak adına neler tavsiye
edersiniz?

Ben doğadan uzak kalamayanlardanım. Onlara da kalmamalarını tavsiye ederim.
Taşraya yerleşmek kolay verilebilecek bir karar değil. Doğadan ayrı
kalamayan ben bile işim gereği şehir hayatından kopamıyorum. Ama mutlaka bu
imkanı kendimize vermeli ve betonla asfalttan bazen uzaklaşmalıyız. Bir
arazi alıp üretim tesisi kurmak kolay değil biliyorum. Bu noktada da işte
Récolte’m, böyle bir yatırım yapmadan o deneyimi 1 yıl için bile olsa
yaşatabilecek fırsatı sunuyor. Ve hatta aslında böyle bir yatırımı yapmaya
niyetli kişilere de bir test sürüşü imkanı sunuyorum. Nitekim gerçekten
böyle talepler alıyorum.

Sevdiğiniz işi yaparak ve hayalinizi gerçeğe dönüştürerek, kariyer
hayatınızın zorundalık olmaktan çıkarak size mutluluk veren bir hobiye ya da
iş seyahatlarinizin keyifli bir geziye dönüşmesini nasıl başardınız?

Deneyim ve becerilerimi birleştirerek kurdum Récolte’m’i ama aslında
temelinde başka bir neden daha var. Evet doğa ve toprakla onun mucizelerini
seviyorum ve bununla ilgili bir iş yapmak istiyordum ama temelde yapmak
istediğim oturup üretim yapmakta değildi. Onu herkes yapıyor, yeni bir şey
değildi… zaten hep kafam farklı çalıştı:) Ben dünyanın farklı yerlerdeki
bağlarını, üretim tesislerini gezeceğim bir iş yapmak istiyordum. Nitekim
tam o işi kurdum kendime. Bir de değişime ayak uydurmak gerekiyor. Olmayanı
yapıp, farklılaşmanın öneminin farkındayım. Booking.com oteli olmadan en çok
oda satan, Uber’de taksisi olmadan en çok taksi seyahati yaptıran
platformlar. Récolte’m de bağ, zeytinlik ve üretim tesisine sahip olmadan bu
hammaddelerle en çok ürün üreten platform olacak.

Baby Récolte’m ve kurumsal sisteminizden de bahseder misiniz?

Bebeğinizın ya da çocuğunuzun adını vereceğiniz bir bağa 1 yıllığına sahip
olmak istemez misiniz? Üstelik tüm bağcılık faaliyetlerini bu bağ üzerinden
öğrenebileceksiniz. Bu gelişmeleri kendi sosyal medya hesaplarınızdan tüm
sevdiklerinizle paylaşabileceksiniz. Sonra ailece bağınızın bağbozumu
şenliğine katılıp çocuğunuzla onun bağında eşsiz bir anı yaşayacaksınız.
Süreç sonunda da çocuğunuza özel etiketlenmiş ürünlere sahip olacaksınız.
Baby Récolte’m tam olarak bu içeriğe sahip ve benim çok önemsediğim bir
konu. Çokta ilgi görüyor.

Kurumsal olarak da firmaların kendi ürünlerini üretmelerini ve bu sayede
doğal yaşama desteklerini gösterecekleri bir farklılaşma imkanı sunuyoruz.
Fransa İtalya gibi bir çok Avrupa ülkesi bu konuda hediye ürüne yönlenen
firmaları destekliyor. Biz sürece bir de personel motivasyonu unsuru
ekledik. Mesela 2020 yılbaşında kendi zeytinyağını hediye olarak dağıtacak
olan bir firma, bu zeytinyağlarının üretim sürecini en yüksek performans
gösteren 4 çalışanına hediye ederek farklı bir motivasyon sağlayabilir. İş
dünyası çalışanlarını motive etmek için sürekli yeni yollar arıyorlar. Zaten
şehir hayatından sıkılmış çalışanlarına verebileceği en iyi şey böyle bir
deneyim diyebiliriz.

Gelecekte Récolte’m ve hedeflerinizden de bahseder misiniz?

5 yıl sonra 20 ülkede satış yapan ve ürün gamını 100’e ulaştırmış olmayı
hedefliyorum. Ama en önemli hedefim Çin’deki beyaz yakaya Avrupa ve
Türkiye’de üretim yaptırmak.

Girişimci bir ruha sahip olan ve hayallerinin peşinden gitmek isteyen D’She
Kadınlarına neler tavsiye edersiniz?

Karşılarına hayatları boyunca onları yıldırmaya çalışacak bir sürü insan ve
olay çıkacak. Bunlardan etkilenmemelerini ve hayallerinin peşini
bırakmamalarını tavsiye ediyorum. Yaşadıkları bütün olumsuzluklardan ders
çıkarmalarını bunlardan bile beslenmelerini öneriyorum. En kötü ne
olmamaları gerektiğini gösterecektir bu kötü deneyimler.

Yaptıkları iş her ne ise iyi gözlem yapmaları, gerçek ihtiyaçları tespit
etmeleri için çok önemli. Deneyimleri ile bu ihtiyaçlara cevap veren
anahtarları tespit etmeleri zor olmaz.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı