Ana Menü

Aslı Atamer

Shares
Dikkatlice Oku

D’She Style söyleşi🔝

D’She Kadını Sevgili Aslı Atamer’e sorduk;

Geçmişin büyülü izlerini taşıyan eşyalara duyduğunuz ilgi nasıl başladı?

Bu soru ile çok karşılaşıyorum ve inanın bunun net bir cevabi yok bende. Hepsi eski filmleri, eski müzikleri, eski kıyafetleri, eski kitapları da severdim. Eskiden kastım çoğu zaman klasik. Herhâlde hepsi birleşince böyle bir ruh çıkıyor meydana. Ama en derine inince kendimi hep anneannemin evinde dolapları karıştırırken hatırlıyorum herhâlde oralarda bir yerlerde sardı içimi bu tutku.

House of Junk’ta yer alan tasarımlar ve objeler mutlaka sizin ince zevkinizi, hayata baktığınız yeri yansıtıyor. Sizi en çok etkileyen dönem hangisi?

70’leri ve Midcentury dediğimiz dönem tasarımlarını hem kullanışlı, hem vintage hem de modern bulduğum için çok severek alıyor, kullanıyor ve satıyorum. Ama şaşa ve dizayn olarak 30’lar, Art Decolardan ve hatta coloniel dönemlere bayılıyorum. Geri dönme şansım olsa oralara giderdim.

Stilinizi nasıl tarif edersiniz? Hangi sıklıkla alışveriş yaparsınız? En çok satın aldığınız parçalar nelerdir?

En çok dekoratif eşya ve mobilya alıyorum. Hem işim hem hobim olduğundan sevdiğim bir ürün olunca kayıtsız kalamıyorum. Kıyafet işinden maalesef çok anlamıyorum. Maalesef diyorum çünkü yakıştırabilenleri zevkle takip ediyorum ve çok beğeniyorum ben denememe rağmen giyinme isini pek beceremiyorum o yüzden bari rahat olayım diye hep spor geziniyorum.

 

 

Hediye seçimlerini yaparken, yıllar boyu hatırlanacak, değerli hissettirecek ve anlamlı hediyeler için D’She Kadınları’na neler tavsiye edersiniz?

Kendi dükkânımdan pek çok ürün önerebilirim:)  bana göre hepsi zamansız parçalar, mutfakla ilgili iseler yeni yaptığım yemekhane serisi var onun güzel bir hediye olabileceğini düşünüyorum. Ya da masa üstü herhangi bir obje vs.

 

House of Junk dışında olacak ise küçük yaratıcı biraz komik hediyeleri seviyorum.

Son zamanlarda daha az eşya ile yaşamaya, sadeleşmeye dikkat çekiliyor. Oysa bir evin ‘Ev’ olabilmesi için içinde aile yadigârlarının, seyahatleri, mutlu anıları hatırlatan eşyaların ya da defalarca okunmuş kitapların, müzik ya da film arşivinin olması gerekmez mi?

Siz bu konuda neler söylersiniz?

Bu benim de hayattaki en büyük dilemmam diyebilirim:) Hayaller sade gerçekler ortada:))

 

 

Maalesef sadelik işini de çok özenmeme rağmen ben beceremiyorum ama sonsuz katılıyorum bunu savunanlara da.  Bir ev daha yapma şansım olsa onu da doldururum çünkü benim için huzur yaşanmışlık, gördüğüm objelerle kurduğum bağ demek. Dekor ile aramda bir ilişki oluyor ve o tamamen ruh halimi etkiliyor benim. Sevmediğim bir koltuk, soğuk bir ışık, kütüphanesiz bir evde mümkün değil iyi hissedemem ben mesela. Eşyasız bir alanı samimi bulamıyorum. Ama bulanı da anlayabiliyorum, tuhaf fikirlerim var bu konuda:)

 

Yaşam alanlarından söz etmişken, sizin dekorasyon tercihlerinizi, beğenilerinizi öğrenmek isteriz.

Modern ile eskiyi karıştırmayı seviyorum. Sırf eski eşyalarla döşeyip yeni tasarımların enerjisinden kopmamak gerek. Ama bir örnek evler görmekten de çok sıkılıyorum. Ev karakterindir bana göre. Kendi yolunu bulursun dekorunu yaparken, karıştırabilenler yani denge en güzeli her şeyde olduğu gibi. Yeniyi de her zaman takip etmek güzel.

Vakit geçirmekten keyif aldığınız mekânlar ve şehirler, mutlaka görülmeli dediğiniz yerler hangileri?

Ben kazandığı her kuruş ile dünyayı karış karış gezen birisiyim, benim için tavsiye vermek çok zor tamamen kişiye özel olarak cevaplayabilirim bu soruyu. Her deliğe girip çıkıyorum çünkü ben. Avrupa’nın kafeleri, Asya’nın pazarları, Afrika’nın yerelleri, güney Amerika’nın renkleri diye sürer gider benim listem. Binlerce listem var ülkeler ve şehirlerle ilgili. Bence gezebildiği kadar çok gezip görmeli her insan.

Daha iyi bir yaşam stiline sahip olmak için D’She Style’da kalın.

Yukarı